Terör Yeniden

Leave a comment

Geçen sene, Ekim ayında terör hakkında bir yazı yazmıştım. Aradan bir yıl geçmiş. Aynı kararsız politika devam etmiş. Yine ” Şehit ” denilen, gencecik çocuklar ölmüş. Bu çocuklar Asker diye nitelensede, emin olun hepsi sivil. 3 ay acemilik yapıp, 3 tane mermi atınca malesef asker olunmuyor. Ne olunuyor derseniz, YEM olunuyor. Hedef Tahtası olunuyor. Terör malesef bizde bir sektör haline gelmiş. Nemalanan o kadar çok ki, kimse gerçekten bitsin istemiyor. Sanırım o yüzden, kararsız politikalar izleniyor. Mehter marşı gibi 2 ileri, 1 geri. Biraz açılım, olmadı biraz operasyon. Biraz kanal açalım, olmadı operasyon. Biraz yatırım yapalım, olmadı operasyon…..sonuç…herşey aynı.

Sen bölgedeki, hayat standardını yükseltmek için çalışacağına, “Güneydoğuyu Türkiyenin ÇİN’i yapacağız” gibi bir düstürun arkasından gidiyorsan. Öğretmen yerine İMAM’ları atıyorsan. Nüfus kontrolü yerine, Üreyin diye düstür veriyorsan. İstediğin kadar operasyon yap, istediğin kadar açılım yap….

Terör en çok cehaletten ve yoksulluktan besleniyor. Şiddet malesef Şiddetle çözülmüyor. Bunu anlayamıyorsan yapacağın açıklama ” Amaa Ramazan Ayın’da da olmaz kiii ” olur.

Geçen seneki yazımda Mahatma Gandhi’den bahsetmişim. Pasifizimden bahsetmişim. Felsefe, yalnış anlaşılmasın diye tekrar yazma gereği duydum. Pasifizm, hiç birşey yapmadan durmak anlamına gelmez. Sadece şiddete, kin,intikam duygularıyla ve şiddetle karşılık vermemeyi öğütler. Teröristler mutlaka cezalandırılmalıdır. Ama terörü bitirmek için , terörün saflarına katılmayı önlemek gerekir.  Şiddet gören, daima mazlum duruma düşer. Mazlum , hemen herzaman insanları peşinden sürükler.

Bunun en güzel örneği şiir okudu diye hapis yatan Başbakan’ın  kendisidir. Şimdi hamle sırası Hükümette. 15 güne klamaz, gazetelerde “20 Terörist öldürüldü” , ” 10 terörist yaralı ele geçirildi ” diye haberler başlar. Herkesin biraz içi soğur. Taaa ki seneye görüşene kadar…

Kalın Sağlıcakla;

Geçen seneki yazı : https://bertanarpak.com/2011/10/19/582/

Reklamlar

Terör

1 Comment

Şimdi televizyonlarda, bütün siyaset bağırıyor.. “bıçak kemiğe dayandı!!”. Muhalefet hükümeti suçluyor, hükümet muhalefeti…bugün 26 Asker öldü. Bugüne kadar kaç 26 Asker öldü…anaları babaları dışında adlarını hatırlayan var mı? Şimdi törenler düzenlenecek, büyük şehirlerde protestolar düzenlenecek, ama hayat bir hafta içinde eski haline dönecek. Televizyonda, operasyon ve öldürülen terörist haberleri giderek azalacak. BDP yavaş yavaş suskunluğunu bozacak…

Cicero, Roma meclisinde yaptığı her konuşmanın sonunda “ Kartaca kurtarılmalıdır!” diye bitirirmiş; ve ölene kadar bu böyle devam etmiş. İnsan hafızası nankördür, Toplum hafızası daha da nankördür. Bu nedenle Türkiye’nin terör sorununun her gün hatırlanması ve hatırlanması gerekmektedir. Kesin , kararlı  ve istikrarlı politikaların izlenmesi gerekmektedir.

Terör bütün toplumu ilgilendiren, herhangi siyasi görüş farkı gözetmeyen bir sorundur. Bu nedenle izlenecek politika için meclisin uzlaşması gerekmektedir. “ Biz, gelirsek terörü bitiririz, bizi seçin” zihniyeti ile bir yere varılamaz. Varılan uzlaşmanın içeriğinden çok, uzlaşmanın kararlılıkla uygulanması, hükümet politikasından çok, devlet politikasına dönüşmesi önemlidir. Mütabakattan, terör örgütünün desteğini azaltma amaçlı “ Kürt Açılımı” benzeri bir politika çıksa da , Terör örgütünün Askeri yönünü ortadan kaldırmaya yönelik bir karar çıksa da istikrarla izlenmelidir. Bu zamana kadar ve halen yapılan gibi , seçim dönemlerinde değişen yaklaşımlar ile terör sorununu çözmek mümkün değildir.

Ayrıca Toplumun zihninde ve Dünya’da , Terörist ve Partizan kavramlarının birbirinden ayrılması çok önemlidir. “ Senin Teröristin, benim partizanımdır.” Yaklaşımıyla, Sivillerin ölümüne neden olan eylemleri yapanlara, destek vermek; devletlerin en büyük dış politika yanlışıdır. Maalesef bu yanlışa Türkiye, Rusya’da Çeçen politikasıyla, Filistin’de Hamas politikasıyla düşmüştür. Batı ülkeleri ise aynı yanlışa PKK konusunda düşmektedir.

Gerilla savaşı, Partizanlık , direniş….ve Terör birbirlerinden çok farklı kavramlardır. Partizanlık ve direniş hareketleri, işgal altında zulüm gören halkların, kendilerine zulmeden işgalci güçlere karşı vermiş oldukları mücadele biçimidir ; ve bu mücadele sivillere saldırmayı asla içermez. Bu mücadelenin en güzel örneği Kurtuluş Savaşıdır. Bu savaşta Kürt,Türk,Laz ve Çerkez gibi etnik ayrımlar olmamıştır.

İşin ilginç yanı PKK ve siyasi kanadının böyle bir motivasyonu yoktur. Ne istediklerini kendileri de bilmemektedir. Beyinleri yıkanmış gençler partizan bir mücadele içerisinde olduklarını düşünseler de , vaad edilen CENNET kavramı için kendini ve etrafındakileri patlatan bir El-Kaide militanından hiçbir farkları yoktur. Terörizmin güzel bir tanımını, Christopher Hitchens şu şekilde yapmaktadır: “ Terörizm imkansızı isteme taktiğidir, ve bunu silah zoruyla yapmaktır.”

Son olarak Terör, Terördür. Mücadelesi, çifte standart, arabulucu ve taviz kabul etmez. Bugün mücadelenin silahla mı? Yoksa Mahatma Gandi gibi Pasifizmle mi yapılacağına karar vermek gerekir. Bugün, karar vermek gerekir…Bugün..

Terörsüz Kalın…

I object to violence because when it appears to do good, the good is only temporary; the evil it does is permanent.

Mahatma Gandhi