Günah Keçisi Kapitalizm Kavramlar: Liberalizm

Leave a comment

Hayek

Bugün Türkiye’de pek bilinmeyen ve aslında bu yazı dizisinin temelini oluşturan bir kavramdan bahsedeceğim. Liberalizm bizim toplumda, çok yanlış anlaşılmış bir felsefe. Özellikle Liboş kelimesinin toplumda yer etmişliği ve taşıdığı anlam, Liberalizme negatif bir anlam yüklemekte. Liberalizm, Liberal, Libertaryen kelimelerinin hepsinin kökü Latince  “Özgür” anlamına gelen “ Liber” kelimesinden gelmekte. Liberalizmin her ne kadar politik bir akım olarak anılsa da, aslında anlamı daha kapsayıcıdır. Liberalizme “ Özgürlüğün Felsefesi” demek daha doğru olur.

Liberalizm ’in özelliklerini anlatmadan önce, Türkiye’nin Liberal anlayışını incelemekte fayda var. Liberal ve argolaştırılmış hali Liboş, Türk halkının gözünde Kaypak, Paragöz, Haksız kazanç sağlayan, Dönek, Davadan dönüp Kapitalizm ’in safına geçmiş, Bencil gibi kelimelerin bir veya birkaçını barındıran bir anlam kazanmıştır. Bu algının oluşmasında, kuşkusuz bu sıfatları hak eden kimselerin ticaret hayatında liberal görüşleri savunup, özel hayatında farklı davranmaları veya Liberal yazarların sadece kendi görüşleri için özgürlük isterken, diğer özgürlüklere sırtlarını dönmelerinin epey bir payı vardır. Ayrıca hükümet rüzgârına göre şekil alan bu güruh, Liberal kelimesinin hiç hak etmediği yerlere taşınmasına sebep olmuştur.

Gerçek Liberal kimdir? Gerçek Liberal, hayatın her alanında başka bireylerin özgürlüklerine zarar vermeyen özgürlüğü savunan kimsedir. Devletin insanlar için var olduğunu ve sadece üç ana başlıkta toplanan görevleri olduğunu savunur. Bu başlıklar, Can, Mal ve Özgürlüğün korunmasıdır. Bu bağlamda Liberal bir kimsenin Kapitalist bir ekonomiyi, Adı üzerinde Serbest Pazar Ekonomisini savunmaması düşünülemez. Aynı şekilde Liberal bir kimsenin Gay evliliğe karşı olması da düşünülemez. Liberal insan kendi içinde tezatları olmayan insandır. Muhafazakâr Liberallik veya Liberal Sosyalizm gibi kavramlar grotesk düşünce tarzlarıdır. Kendi kendileriyle çelişirler…

Yabancı literatürde Liberalizmi araştıran bir kimse, daha çok “Libertarian”  kelimesiyle araştırmalıdır. Bunun sebebi Amerika’nın sol kanadının Liberal kelimesini kullanmasıdır. Yani Amerika’da sosyal demokratlar kendilerine Liberal derler. ( Aslında bu durum çok garip değildir, zira bizdeki sosyal demokratlarda kendilerini özgürlükçü olarak görürler.)

Liberalizmin en güzel taraflarından biri yeni görüşlere, fikirlere, akımlara her zaman açık olmasıdır. Liberalizmin dogmaları olmaz. Liberal düşünce yapısına sahip bir insan kendini sürekli geliştirir. Özgürlüğün kısıtlandığı her alanda safı değişir. Sabit fikirli insanlar biraz da bu yüzden dönek derler. Özellikle tolumsal bilincin değişim yaşadığı akımlarda, Liberal düşünceler havada uçuşur. İnsanlar dogmalarını yıkarlar. İşte Gezi Parkında olanlar da Türkiye’de uzun zamandır uykuda olan Liberalizmin uyanmasıdır.

Gezi Parkı Liberal bir harekettir… 🙂

Kalın Sağlıcakla;

Öyle bir yaşam…

1 Comment

gardening-hands

Bir sahil kasabasına taşınmak, orman kenarında küçük bir kulübede yaşamak, bahçeye ufak birşeyler ekmek… arasıra hepimiz aynı düşlere kapılıyoruz değil mi ? ama ” Big City Life ” yazımda bahsettiğim gibi gerçekçi oluyoruz bir anda, şehir bizi bırakmıyor. Bizde şehri bırakamıyoruz. Monotonluk yokuşunda iyice hızlandığımızda, bir anda el frenini çekip kendimizi tatile atıyoruz. Zaman yavaşlıyor biraz, nefes alıyoruz. Sonra tekrar bırakıyoruz kendimizi yokuştan aşşağı…

Neler hissetiğimi yazdım daha önce. Varoluşu unutmayı. Şimdi sıra neden gitmek istediğimi , sorgulamaya geldi. Zamanı mı durdurmak istiyorum ?  Ölümden kaçmak mı amacım ? Peki ya siz ? Neden hep bu hayal var insanın kafasında ? Gerçekte neye duyulan özlem, bu gerçekleşmeyen hayal ? Huzur, sahil kenarında, dağın tepesin de mi bulunur sadece ?  Şehirde kim çalıyor bu huzuru bizden ?

Trafik değil, Duman değil, Uzun saatler çalışmak değil, Hayat pahalılığı değil huzuru benden çalan. Yıldızları görmemeye de alışır insan… ama nereye kadar, kendini feda edebilir. Nereye kadar, hak ettiklerinden vazgeçebilir. Nereye kadar, kendi üstünden geçinen, asalaklara göz yumabilir. Nereye kadar, başkaları için huzurunu feda edebilir….

Bir sahil kasabasında Huzurludur insan. Sahilde uzanırken dalgalar yüzüne çarptığı için değil. Güneş, yüzünü yalayıp geçerken, hafifçe kızaran yanaklarından değil. Tuz kokusu, Martı seslerini duyduğu için değil. Kendi, kendine yetebildiği için huzurludur. ” Devlet ” le işi olmadığı için huzurludur. Hayalimizde bu vardır, ” Özgür ” olmak. Duyduğumuz özlem bunadır. Özgür olan insan, huzurludur. Özgürlük, kendi hayatının sorumluluğunu almaktır. Kimseden birşey beklemeden, yaşayabilmektir.

Eğer Özgür olamıyorsak şehirde, bu şehirin suçu değildir. Huzursuzluğumuz şehirin suçu değildir. Kendi ellerimizle yarattığımız bu sistemin suçudur. Huzurumuzu başkalarının ellerine bırakmamızın suçudur. Ama siz ne kadar dik durmaya çalışırsanız çalışın, sizden hak etmediklerini almak isteyen, akbabalar hep olacaktır. Vergilere boğacaklardır sizi, prosedürlere, politika’ya, yalakalıklara, rüşvetlere… Siz çalıştıkça, birileri gelip sizi cezalandıraktır.

İşte bundan kaçmak isteriz, şehirden bizler. Hakkıyla çalışanlar. Başımıza gelmesede, kendi cinsimize yapılanları hazmedemeyiz. Sistemi hazmedemeyiz. Alıp, başımızı kendi kendimize yeteceğimiz bir yerlere gitmek isteriz. Elektiriğimizi kendimiz üretmek, toprağımızı kendimiz ekmek, suyumuzu kendimiz taşımak isteriz. Bize dokunmasınlar isteriz…

Yapabilir miyiz peki ? Gidebilir miyiz ? iyice yorulmadan pes edebilirmiyiz. İnsanlığın doruk noktası olan modern hayatımızı, şehirleri ve onların temelindeki kendi cinsimizin emeklerini bırakıp gidebilirmiyiz ? Gitmelimiyiz ?
Yoksa savaşmalı mıyız sözcüklerle ? ” Özgürlük” kelimesinin, dillerde sakız olmuş, içi boş bir sözcükten daha fazlası olduğunu. Özgürlüğün sadece ” Baş örtüsü ” takmaktan, ” Kürt ” olmaktan ibaret olmadığını ; göstermeli miyiz ? Sizi en küçük azınlık olan, BİREY olarak sayan bir sistemin gerektiğini anlatmalı mıyız ?

Bilemedim gittii….

Kalın Sağlıcakla;