Seyahat Sanatı

3 Comments
Eziç 'in Mazarası Simply HDR ile :)

Eziç ‘in Mazarası Simply HDR ile 🙂

Bugün itibarı ile eşim ve oğlum Bodrum seyahatlerinden döndüler, benim de Sultanlığım bitti. 🙂 . 10 günlük sultanlığımın 3 günü Kıbrıs’ta ( İnsan, hayatta büyük konuşmamalı, bir daha gitmeyi düşünmüyorum demiştim. ) 1 günü Bozüyük de ve 6 günü’de Ankara’da geçti.

 Bozüyük’e askerlik arkadaşım Yağız yeni eczane açtı, ona hayırlı olsun’a gittim. İki tek attık, askerliği yad ettik, memleketi kurtardık..çok keyifli geçti. Özlemişim.

Ankara’da çalışmanın dışında tenis oynadım, dizi izledim, eve yemek sipariş ettim, bahçeyi suladım…ha birde Alain De Botton ‘un Seyahat Sanatını okudum. Kitap seçimim için kendimi bir kez daha tebrik ettim.

Kıbrıs’ta Metin’nin bekarlığa vedasını kutladık. ( Evet, ağlanacak şeyi kutladık!! 🙂 ) . Kendisi biraz Kumar’a kaptırsa da, biz gıyabında kutladık 🙂 , ziyan etmedik..ee sonuçta ekipteki kimse daha önce böyle bir şey yapmadığı için, biraz toplu sünnet gibi oldu bu bekerlığa veda 🙂 .

Daha önceki sözlerimi geri alıyorum. Girne’de Eziç restoranda mutlaka yemek yenmeli. Dağdaki Green Heights Park’ta mutlaka Nar suyu içilmeli. Escape beach’ de denize girilmeli ! Mardo ‘dan dondurma yenmeli !

 Meşrubat olarak sadece Smirnoff Ice içilmesi gerektiğini zaten söylemiştim.

Araya azıcık da Politika sıkıştırırsam Kıbrıs’taki taksiciler yönetimden çok dertli ! 🙂 söyleyeyim…

Botton’un kitabına gelirsek….Seyahat ederken yaptığımız hareketleri, düşüncelerimizi eşelemiş kendisi…bilinçaltımıza inmiş birazcık. Okurken gülümseten bir kitap.Bir de öle boş boş seyahat etmeyin, altına bir felsefe koyun demiş. Derken de Ünlü yazarların seyir defterlerini rehber almış. Daha iyi anlatabilmek için iki alıntı…

“ Yaşam bir hastanedir, hastalar sürekli yattıkları yeri değiştirme saplantısı içindedir. Bir hasta, kaloriferin yanında acı çekerse, cam kenarına geçince her şeyin daha iyi olacağını düşünür. “

Baudelaire

Bir yere gidilip ne kadar tarihi eser varsa görülmesi üzerine..

“ Seyahat, yarım yamalak ve tutarsız bir coğrafi mantığa uyum sağlamak zorunda kalan merakımızı yerle bir eder. Üniversitede aldığımız bir dersin senelik programında yer alan kitapların , konularına göre değil de boyutlarına göre sınıflandırılmış olması kadar tutarsız bir mantıktır bu. “

Allain de Botton

 Seyahat şeklinizi değiştirebilir, okuyun :)..

Kalın Sağlıcakla;

Reklamlar

Lotteries Are Stupid

Leave a comment

House dizisinin 7. sezonunun 20. bölümü aşağıdaki replikte biter…

 House:   You lost your mother. You euthanized your brother. You got the life expectancy of a pretty good sitcom. If you can convince yourself that you’d be miserable no matter what even without all that stuff, then maybe you don’t have to hate the universe for dumping a giant turd on you. Fatalism is your survival mechanism.

Thirteen:   And you? Dumped by everyone you’ve ever loved. Rehab was a bust. Your leg feels like somebody took a giant bite out of it. We are who we are. Lotteries are stupid.

Buradan nereye geleceksin diye soruyorsanız, hafta sonu eşimin ısrarları ve organizasyonu ile KIBRIS’taydık. Herkesin bildiği üzere , Türkiye’de kumarhaneler kapandığından beri kumar, Kıbrıs’ta oynanıyor. Sinem hiç kumarhane görmediği ve bütün Ankaralılar gibi soğuk havalardan bıktığımız için böyle bir tercih yaptık…

Benim hastalarımdan dolayı Kıbrıs’a akşam 8’de vardık.Uçaktan iner inmez Girne’deki otelimiz Savoy Otel’in yolunu tuttuk. Sabah giden arkadaşlarımız Emir-Esra ve Erdem-Ece ‘nin şehri biraz keşfetmesini ve yapılabileceklerin listesini çıkarmasını ummuştuk ama nerdeee…. :). Öylesine bir gezintiden sonra hepsi makineler ve ruletin başına oturmuş 🙂 .

Bizde biraz bir şeyler atıştırdıktan ve kendimize geldikten sonra onlara katıldık. O gece Sinem Balık ve Denizaltı temalı bir makinenin başına oturdu. Oturuş o oturuş… gidene kadar da kalkmadı.:) Hatta bir ara makineyi ( Slot Machine ) eve götürmek isteyebileceğini bile düşündük. 🙂 .

Ertesi gün Emir’den de destek alarak, milleti şehri biraz dolaşmaya ikna edebildim. Hava’nın güneşli olması da yardımcı oldu. Tavsiye üzerine, şehrin meşhur et lokantası NİAZİ’s de kendimize yer bulduk. Gelen mezeler ve salata güzeldi. Şeftali kebabı ve etlerde güzeldi ama aşırı bir övgüyü hak ettiğini söyleyemiyeceğim.

Yemekten sonra sahil boyunca biraz yürüyüş yaptık, birer türk kahvesi içtik. Bizimkilere açık hava fazla gelmiş olacak ki, kumarhanenin bol dumanlı havasına dönmek istediler. 🙂 .Bu arada belirtmekte fayda var kumarhanelerin çoğunda sigara serbest ve hediye !!

Otele dönerken bizimkilerin keşfettiği bir içki dükkanında durduk. Ankara’ya götürmek üzere birkaç şişe içki alındı.Ama asıl favori birbirinden lezzetli, Türkiye’de ruhsatlı olarak satılmayan..Smirnoff Ice ‘lar , Jack’n Coke lar , Bacardı Breeze’ler , Pina Colada mix’ler ve daha pek çok çikolata,karamel..vs. aromalı içki. (Bunların hepsi soft alkollü %4 ). Otele dönüşü biraz askıya alıp, sokakta bunları içtik. Yazın sahil kenarında daha keyifli olabileceğini düşündük…

Otele döndüğümüzde kanımıza giren zehiri ,biraz akıtmak için tekrardan soluğu kumarhane’de aldık. Ayrıldığımızda  sanırım sabah 4’tü 🙂 . Zaten hafta sonları kumarhaneler 24 saat açıkmış !!! niye olduğunu anladık 🙂 .

Ertesi sabah 8:30 Ece’yle Erdem’i yolcu ettik. İkisinin de gözlerinden uyku akıyordu ama eğlendikleri de her hallerinden belliydi…Biraz öğlen güneşini bekleyelim, dolaşmak için derken tekrar kumarhaneydik!! . Zaten Otel’de çok fazla yapacak bir şey yok, kumarhane olunca pek tatil köyü havası olmuyor. İnsanlar kumar oynayacak ki otel para kazanacak 🙂 değil mi?.

Öğlen Sinem’i yapıştığı makineden alıp, dışarı çıkardık. Güzel bir Türk kahvesi ve çay’a, aynı güzellikte bir sohbet eşlik etti. Uzun zamandır, Emir ve Esra ile böyle konuşamamıştık. Eeee, çocuklar olunca malum rahat bırakmıyorlar…Kızlar marina’da bir İtalyan lokantasına oturmak istediler. Bizde Emirle…geldik, gidiyoruz bari Girne Kalesini gezelim dedik ! .

Girne Kalesi’nin tarihine burada çok fazla girmeye gerek yok ama kısaca Tapınak şövalyelerinden Cenevizli’lere oradan da Osmanlı ve İngilizlere hizmet etmiş bir Kale. İyi korunmuş ve iyi restore edilmiş. Ufak tematik canlandırmalarla, cazibesi arttırılmış. Özellikle manzarası görülmeye değer…( manzarayı göreceğim diye bileğimi burktum :))

Kızların yanına geldiğimizde 3. biralarını yudumluyorlardı..:) hafifte çakırkeyif olmuşlar. Sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Söylemeden, geçmeyeyim bu lokantada hayatımda yediğim en komik Sezar salatasını yedim. Hayır, yanlış yazmadım. Hakikaten komik 🙂 . Tarif etmek gerekirse, çoban salatasının üzerine ufak kızartılmış tavuk dilimleri ve kruton !! Sos mu ? …maalesef  🙂 . Bu tecrübe, olur olmadık yerde bana Sezar salatası söylememeyi hala öğrenmediğimi gösterdi. ( Bir keresinde de mısırlı mevsim salata gibi bir şey gelmişti, sorduğumda, “Biz böyle yapıyoruz, abi” demişlerdi. )…

Akşam , tekrardan bir kumar seansının ardından, sabah 7 uçağıyla memlekete döndük. ( Son hesaplarda kardaydık 🙂 ). Valla bu yazıyı okuyan Kıbrıslı arkadaşlar ( Özellikle Facebook’ta 🙂 ) belki biraz alınırlar ama Kıbrıs’ta pek bir şey yok…. Gerçi “ Var da, Sen gezmemişsin be arkadaş ! “ da denebilir.:) ..

Doğal güzellikleri ve potansiyeli olan bir yermiş Kıbrıs, kumarhaneler olmasa..Turizme daha çok ağırlık verilse Antalya ile rekabet edebilecek seviyede. Kumarhaneler ilginç müesseseler…Las Vegas gibi çölün ortasına kurulduğunda çölü cazibe merkezine çevirebiliyorlar. Kıbrıs gibi yerlerde de cazibeleri öldürüyorlar. Kim bilir belki Türkiye’de kumarhaneler kapanmasaymış, Güneydoğu’da az gelişmiş bir ilimize kurulup, iyi denetlenseymiş. Güneydoğu Ortadoğu’nun cazibe merkezi haline gelebilirdi…istihdam sağlardı. Kürt sorununun ekonomik yönünün çözümüne, katkı sağlardı…Kim bilir 🙂

Ama sonuçta Para kimseyi değiştirmiyor…Neysek  oyuz, çekilişler aptalcadır.Önemli olan dostlarla bi arada olmak…

Kalın Sağlıcakla;