Mikanos,Santorini,Midilli Bölüm -2-

Leave a comment

Barlar bölgesinin pek bir esprisi yok.Gerçi çalan müzikler güzel, İçkiler güzel hazırlanıyor. Gece saat 2’ye kadar da orada takılıyoruz. O saatte aspava yemeye alışmış, bünyelerimiz acıkıyor. Gemiye gitmeden son durak Gyros’çu ( Dönerin Yunancası 🙂 )…

 Sabah Santorini de uyanıyoruz. Volkanik bir ada olan Santorini’nin Limanı, dik bir yamacın altında.Şehir ise tepede. Şehre ulaşmanın iki yolu var. Biri Teleferikle, biri de eşeklerle. Biz sallana sallana indiğimiz için , teleferikte epey bir sıra var. Mecburen eşekleri tercih ediyoruz. İyiki de ediyoruz. Muhteşem bir manzara eşliğinde, bineklerimiz bizi tepeye kadar çıkarıyor. Hemde kendi başlarına !

 

Santorini daha sakin bir ada. Ben burayı daha çok beğendim ama Sinem’e biraz fazla sakin geldi. O’nun aklı hala Mikanos’ta. Santorini daha çok Yeme-İçme ve alışveriş yeri. Bizde kendimizi alışverişe vuruyoruz. Alışveriş derken yöresel şeyler tabi. Şarapları da meşhur buranın. Girdiğimiz dükkanlarda içki tatmaktan, hafif çakırkeyif oluyoruz.

 Otobüsle ada’nın heryerine gidilebildiğinden, biz yine tur almayıp ; meşhur köyü Oia’ya gidiyoruz. Oia tam bir manzara köyü. Bol Bol fotoğraf çekip, geri dönüyoruz. Bir şeyler atıştırdıktan sonra gemiye geri dönüyoruz. Gece burada konaklamak, güzel olabilirdi. Santorini daha uzun zaman ayrılması gereken bir yer.

 Akşam Midilli’ye gitmek üzere yola çıkıyoruz. Yürümekten ayaklarımız şişmiş, geceyi odamızda televizyon keyfi yaparak geçiriyoruz.

 

Midilli Ayvalık’ın tam karşısı. Pek çok yönden de benziyor. Liman’da bir kahvaltının ardından, güzel bir beach’e gidiyoruz. Orada kelimenin tam anlamıyla pinekliyoruz. Gemi kalkmadan önce biraz alışveriş ve rotamız İstanbul…

 Gemiden İniş , binişimiz kadar zorlu olmuyor. O yüzden daha güzel hatıralarla ayrılıyoruz ve Tatilimizi sonlandırıyoruz. Turu tavsiye eder misin ? diye soruyorsanız, ediyorum. Özellikle İstanbul’da oturanlar için , güzel bir kaçamak.

 Kalın sağlıcakla;

 P.S Fotolarda model olarak kullandığım, eşim Sinem’e teşekkürlerimi borç bilirim 🙂

Reklamlar

Mikanos,Santorini,Midilli

Leave a comment

Tatil Bitti, kürkçü dükkanına geldik. Yazın pek yazı yazmamam, yazdıklarımın da pek iç açıcı konular olmamasından dolayı Tirajım iyice düşmüş. 🙂 Artık silkinip, rehavetten kurtulma zamanı. Önümüz Sonbahar… kalemlerin çalışma mevsimi. O zaman ilk yazımız, bir gezi yazısı olsun. Sıcağı sıcağına…Yunan Adaları

Normalde Paket Tur programlarını pek sevmesem de , eşim tanışma yıldönümüz ( ehe evet maalesef onu bile kutluyoruz 🙂 ) vesilesiyle küçük bir kaçamak organize etmiş. ETS’nin cruise gemisi ile Vizesiz Mikanos,Santorini ve Midilli. ETS, Türkiye’de bu Cruise işine ilk giren firma. Yunanistan’dan bir gemi kiralamış, içini güzelce yapmış ve başlamış turlara. Epey tuttuğundan olacak, seneye, kendi gemisini alacak diye de duyumlar aldım.

Gezimize dönersek, sabah 9 da ucağımız Sabiha Gökçenin pistine iniş yaptı. Oradan Havataş’la Taksime 11 gibi vardık. Ufak bir şeyler atıştırdık. 12:30 da Karaköy Limanında ETS standının başındaydık. Bavulumuzu aldılar ve 13:30 gibi Check-in  işlemlerinin başlayacağını söylediler. Bizde bu kısa fırsattan yararlanıp, Limanın hemen yanındaki İstanbul Modern’i gezelim dedik. Biraz hızlı bir tur oldu ama çok keyifli bir sergiydi. Modern Sanat’ın, bana hissettirdiği duygular biraz karışık. Bazı eserler gerçekten duygulara hitap ediyor. Bazı eserler ise, sanatçının, anlatmak istediğini anlatıyor ama histen yoksun. Daha iyi anlatmak için bir örnek vereyim. Beyaz bir duvarın üzerine, siyah bir küre çizip. “ Ben burada, evrendeki yalnızlığımızı anlatmak istedim “ deyince olmuyor. Eğer esere bakınca ben evrendeki yalnızlığımı hissediyorsam, o sanki daha bir sanat….ya da onun gibi bir şey… 🙂 (Şahsi fikrim,modern sanattan elbette benden fazla anlayanlar vardır. )

 Saat 13:30 olunca Türkiye’nin MODERN yüzünden sıyrılıp, geri kalmış yüzüyle yüzleşiyoruz. Check-in işlemleri ve Pasaport Kontrolünün tamamlanması tam 4 SAAT sürüyor. O sıra senin , bu sıra senin sürekli bekliyoruz. Nemli ve Sıcak bir deponun içinde. Bir ara Toplama Kampındamıyım diye düşünüyorum. Sarin gazı’nın geleceği delikler arıyorum. Bu gecikmede kimin ne kadar payı olduğunu bilmiyorum. Liman Müdürlüğü sanki biraz daha suçlu gözüküyor. Dünya’nın her yerinden gemilerin yanaştığı bir Liman böyle olmamalı. Hava alanlarına bakınca Karaköy biraz göz ardı edilmiş.

 Tatsız başlayan seyahatimiz, odamıza yerleşince neşeleniyor. Odamız Bir Otel odasından farksız. Balkonun manzarası harika ( Sinem paraya kıymış 🙂 ) ! Çok temiz ve geniş. Ayakta durmaktan şişmiş ayaklarımızı biraz dinlendirip, balkonda bira keyfi yapıyoruz. O sırada gemi , limandan ayrılmaya başlıyor. Gecikmenin bize sağladığı, çok hoş Günbatımının tadını çıkarıyoruz. İstanbul sanırım Dünya’nın en güzel şehri….

 Akşam rezervasyonlarımız geminin A la Cart restoranın da. Yemekler pek iç açıcı değil. Şarap menüsü ise zayıf. Fazla oyalanmıyoruz ve Havuz başındaki bar’a geçiyoruz. Çok güzel bir canlı müzik var. Türkiye’de satılmayan Bacardi Breezer’larımıza Smirnoff Ice’larımıza kavuşuyoruz.:) Oradan da Show salonunda Bingo’ya katılıyoruz. Yeni evli bir çiftle tanışıyoruz ve Tatilde artık arkadaşlarımız var…Ertesi gün kahvaltıdan sonra Havuz başındayız. Yine Canlı müzik ( Latin Şarkıları) eşliğinde muhabbet, sohbet. Gemide sürekli bir canlı müzik söz konusu…:)

 Saat 17:00 ‘te Mikanos’tayız. Herkes turlara katılıyor, biz ise araba kiralamayı daha uygun görüyoruz. Araba, Kia Picanto otomatik. Günlüğü 40 Euro. Yeni arkadaşlarımız Şenol ve Demet’le Paradise Beach’teyiz. Burası dünyaca ünlü , çılgın partilerin mekanı. Ufak bir kalabalık görüyoruz, bir DJ var. Birer bira söyleyip oturuyoruz. Pek parti havası falan yok. “ Amaann , Bu muymuş ! “ diye dedikodu yaparken, Sinem Wi-Fi sormak için ortadan kayboluyor. Meğersem yanlış yerde duruyormuşuz !! Gerçek partinin olduğu yere gidiyoruz. Parti tam anlamıyla ÇILGIN. Dansçı kızlar, Patlayan şampanyalar, Ünlü Djler….vs.vs.

 Partiden sonra Şehir merkezine geliyoruz. Mavi kapılı, beyaz dükkanlardan biraz alış-veriş ediyoruz. Alkol ve yürüyüş karnımızı iyice acıktırıyor. Güzel bir Balık ve yanında da UZO. Üzerine de Mastika’ları yuvarlayıp, atıyoruz kendimizi Mikanosun’un meşhur Scandinavian isimli barına…

 Devam edecek….