Foyasız Da Parlak

Leave a comment

diamonds

Sokaklardaki direniş, şimdilik duruldu. Durulmasındaki en büyük etken, direnen insanların Erdoğan’dan daha sağ duyulu olması. Eli sopalı mollalar sokağa çıkınca, aklı selim insanlar evlerine geri döndüler. Tabiki, direniş sona ermedi. Hergün yeni kahramanlar çıkıyor ortaya. DURAN ADAM.. kendi başına bir yazı konusu. Pasif direnişin, dünya çapında bir fenomene dönüşecek ismi…

Ama ben bugün, Gezi parkı bize neleri gösterdi, neleri öğretti onlardan bahsetmek istiyorum. 20 günde Türkiye’de neler değişti.

Foya, elmasın daha parlak görünmesi için altına koyulan gümüş yaprağın ismiymiş. Elmas yerinden çıkınca aslında o kadar da parlak olmadığı anlaşılırmış. ” Foyası ortya çıktı ” deyimi de buradan gelirmiş.

En çok foya başbakanın altına koyulmuş sanırım. Gerçi bu elmas ( kimilerine göre ! yanlış anlaşılmasın:) ) düşünce altından çıkan şeye foya demek biraz hafif kalıyor. İçinde bir canavar varmış ! desek daha doğru. Neredeyse iç savaş başlatacaktı. Ondan sonra Gül geliyor sanırım. Başlarda hafif bir yumuşatma girişiminde bulundu, sonra Köşkte kaybolduğuna dair söyletiler çıktı. Bizlere Cumhurbaşkanlığı makamının sembolik olduğunu bir kez daha gösterdi. İngiltere’de olsa Kraliçe daha çok açıklama yapardı.

Medya’ya gelince bu memlekette ulusalcı kanallar ve gazeteler dışında, hükümetten korkmayan en ufak bir kurum olmadığını gördük. Yandaş olduklarını biliyorduk ama bu kadar olduğunu tahmin etmiyorduk ( En azındankendi adıma). Özellikle Ferit Şahenk’in foyasını iyice gördük. Fatih Altaylı‘nın gazetecilikle en ufak bir alakası olmadığını gördük.

Twitter’da takip edilen, şarkıcıların, türkücülerin, sanatçıların, yazarların foyalarını gördük. Gezi parkında susan herkesin, parlaklığını her geçen gün yitirdiğini gördük.

Peki bu kadar foya görününce ne oldu ?

Sahte ışıltılarını yitiren elmasların içinden gerçek olanlar öyle bir parladı ki….

Ali Koç’u gördük. Divan’ın kapılarını açarken.. Mehmet Ali Alabora’yı gördük, en önde direnirken.. Sırrı Süreyya Önder’i gördük, Polis’in karşısına dağ gibi dikilirken.. Boyner’i gördük, tam sayfa “ÇIK” ilanı verirken.. Çarşı‘yı gördük, herkesin yükseleni olurken 🙂 …

İsimsiz kahramanları da gördük, Kırmızılı kadını, TOMA’nın karşısında kollarını açan kızı, Yaralılara yardım eden doktorları, gözaltına alınanlara koşan avukatları ve daha sayamadığım pek çoklarını

Bir de bir İdea gördük, bütün siyasal foyaların arasından, en çok parlayan…

Adı ÖZGÜRLÜK…

Kalın Sağlıcakla;

Reklamlar

Chapulizm

1 Comment

keep-calm-and-continue-chapuling

İtalya’daki 5 yıldız hareketini duydunuz mu ? Duymadıysanız buradan bir bakın. http://en.wikipedia.org/wiki/Five_Star_Movement . Şimdiler de, ciddi bir siyasi parti. Çıkış noktası, Gezi parkıyla benzerlikler gösteriyor. Uzun yıllar Apolitik takılan gençliğin, yönetimden rahatsız olması, ve inandıkları fikirleri, politize etmesi. Gezi parkı direnişi için, böyle bir oluşumu konuşmak erken olabilir. Olaylar daha tam durulmuş değil. Ama yine de benim içimi bir heyecan kapladı işte. Olur mu ? Olur…

Adı ne olur bilinmez, ama şimdilik bu siyasi akıma Chapulizm adını verelim 🙂 . Yeni, bir isim verelim ki kimse sahiplenmeye kalkmasın. Çünkü, burada konuşulan fikirlerin ne sağla, ne solla , ne ulusalcılıkla ilgisi yok. Liberalizm’le biraz ilgisi olabilir ama Liberalizm tanımı çok değişkenlik gösterebildiği için ( Bkz. Atilla Yayla, Hayek, Rand..) listeden onu da çıkartalım. Sadece temel kavramlarımız kalsın. Chapulizm’i onun üzerine kuralım 🙂

Peki, neymiş bu temel kavramlar…

En başa Özgürlüğü koymalıyız tabiî ki. Burada ki özgürlük, azınlığın özgürlüğü. Çoğunluğun seçtiği partinin, azınlığın istemediği bir şeyi, mütabakatsız ve baskıyla yapamayacağını gösteren özgürlük. Ve en küçük azınlık birey olduğu için. Chapulizm özgürlüğü, bireyin özgürlüğü. Bireyin, her türlü çoğulcu baskıya karşı, tek başına da olsa sesini çıkarabilme, düşünebilme özgürlüğü.

İkinci kavram Hukukun, Adaletin, tüm bireyler için ; tüm Türkiye vatandaşları ve sınırlarında bulunan yabancı uyruklu vatandaşlar için, Adil,Hızlı ve Eşit olma gerekliliği. Hukuk’un ve Polis gibi uygulayıcı uzantılarının, her türlü siyasi iktidardan, baskı grubundan bağımsız olma zorunluluğu.

Üçüncü kavram, ki bunun pek üstünde bile durmaya gerek yok. Dil, Din, Irk, Siyasi… vs. hiçbir ayrımcılığın yapılmaması ve bunun gerçek manada uygulanması.

Bence Üç temel kavram yeterli, yukarıdakiler bilmediğiniz lakırdılar değil. Ama, Gezi parkı bu üç kavramın ekmek, su ve hava gibi yaşamak için vazgeçilemez olduğunu gösterdi. !

Bunların yanında hareketin ruhunu gösteren, yan kavramlardan da bahsetmek gerekli diye düşünüyorum.

Çevre Duyarlılığı : Doğa meyvesini çok geç veren bir yatırımdır. Kısa vadeli kazançlar için uzun dönem getirilerden vazgeçmemeliyiz. Devlet, insanlar tarafından, özgürlüklerini, canlarını ve mülkiyetlerini korumak için oluşturulmuş BASİT bir yapıdır. İnsanlar devlet için var olmazlar. Devletler, varlıklarını insanlar için sürdürürler. İnsanların korunmasını istedikleri şey Doğa ise, Devlet onu korumakla yükümlüdür.

İnternet: İnternetin, Sosyal Medya’nın düşüncelerin fikirlerin yayılmasında ne kadar önemli olduğunu anladık. Günümüzde, İnternet kelimesi neredeyse Özgürlükle eş anlamlı. İnsanların, kendilerini yönetmek için seçtikleri insanlara seslerini duyurabilmeleri gerek. Sistem eğer sizin sesinizi duyurmanıza izin veriyorsa, sokağa dökülmek zorunda kalmazsınız. E- Devlet yapısı, veya İnternet Governing denilen kavramlar, Chapulizm’in vazgeçilmezlerinden olacaktır. Devlet, tıpkı iyi yönetilen bir şirket gibi, geribildirim mekanizmaları içermelidir. Halk, yönetime katılabilmelidir.

Chapulizm Ekonomi Politikası : Bu güne kadar, Türkiye’nin ekonomi politikaları hep büyüme odaklı olmuştur. Ekonominin büyümesi, bugüne kadar bu ülkede yaşam kalitesini beklenen oranda arttırmamıştır. Hedef Ekonomiyi büyütmek değil,  araştırma-geliştirme esaslı bir üretimi teşfik etmektir. Bir ülkenin kalkınması, sadece sanayi yatırımlarıyla olmaz. Bugün Hindistan Dünya’nın en büyük ekonomilerinden biridir. Aynı zamanda,  en sefalet içinde yaşayanlarından biridir. Yabancı yatırımcının yaratacağı istihdamdan ziyade, yatırım yapmayı kolaylaştıran. Bürokratik engelleri, kaldıran. Üreten ve çalışan insanın, hayat kalitesini arttırabileceği sistemler üzerinde durulmalıdır.

Son Olarak, eğer bu ülkenin çapulcuları mecliste seslerini duyurabilirlerse, bu ülke için halen umut vardır.

Kalın Sağlıcakla;