UltraGrip Extreme

10 Comments

Bu seneye Kar ile , Board ile başladık… konuyla alakalı bir inceleme yazısı ile devam edelim. Ürünlerle ilgili pek sık yazı yazmasam da, arada sırada çok memnun kaldıklarımı paylaşıyorum. GoodYear UltraGrip Extreme ‘ de böyle bir ürün.

Her sene kış gelmeden, kar lastiklerimi taktırırım. Yıllardan beri lastiklerimi aldığım, İskitler Sanayi’deki Mahir ve Adil ağabeylerim, nam-ı değer Adiller Goodyear’a Kasım sonunda uğradım. Bu sene eski lastikler iyice aşındığı için, yepyeni UltraGrip’leri benim için ayırmışlar. Benim, Dağ sevdamı bildiklerinden , sağ olsunlar hep en zorlu koşulları kaldıran lastikleri takmışlardır. Bu senede gelenek değişmedi…gerektiği zaman çivi de takılabilen, KAR lastiği UltraGrip Extreme’leri edindim. Ankara’da kışı geçireceklere ( eşimin arabası ) , bunları pek önermiyorlar, çünkü kuru asfaltta hızlı aşınıyor, ama karın üzerinde tam bir çekiş canavarıymış….

Öncelikle, kış koşullarında araba kullanacaklar için birkaç önerim var. Önemli olan araba değil ! Lastik . Dört çeker’e güvenip kötü lastiklerle dağa çıkmaya kalkmayın. Nice jiplerin gözümün önünde, kara saplandığını gördüm. 🙂

Her türlü araba ile bilimum jipler , Audi quatro , önden çekişli , arkadan itişli….arabalarla bizzat kendim kullanarak dağa çıktım. Arkadan itişli arabalar, karın üzerinde biraz gezinmeye musait oluyorlar. Onun dışında , doğru lastik takıldığında önden çekişli bir araba ; dörtçekerlerin, jiplerin gerisinde kalmıyor. Bu çıkışlarımın ikisini de koca popolu passat variant’ımla yaptım. Hani şu Baba arabası 🙂 ..En ufak bir sorun çıkarmadan, otellerin önüne kadar çıktık.

Şimdi bu lastiklerin, Araba dergilerinde kış gelirken , hep testleri yayınlanır. Fren mesafeleri, çekiş güçleri…vs. Tabi benim böyle bir karşılaştırma şansım yok.Eminim her markanın kendine göre iyi lastikleri vardır. Amacım reklam yapmak veya başka markaları karalamak değil ! Sadece kullanıcı olarak tecrübelerimi paylaşmak…GoodYear UltraGrip Extreme çekiş konusunda beni büyüledi. O kadar az patinaj yaptım ki, eşim bile şaşırdı. Dörtçeker bir araba olsaydı, sanırım bunu arabaya yorardım…Daha fazla uzatmadan, sadede gelirsek, bu lastiği almayı düşünenler, buyursun alsın. Pişman olmayacaklar.

Kalın Sağlıcakla ;

Reklamlar

Dağ’da Reunion

Leave a comment

Sene 2001. Üniversitenin 2. yılı. Sınıfta bir Uludağ, Kayak, Board laflarıdır gidiyor. Ben ise hayatımda dağa çıkmamışım. Ankara’nın minik kayak merkezi Elmadağ’ı bile görmemişim. Berkem “ Abi gel bak, ben öğretirim sana” dedi ve o zehir benim kanıma girdiiiii!! İşin ilginç tarafı araştırdıkça daha çok heveslendim, heveslendikçe daha çok araştırdım. Gittim kendime Snowboard, bağlama, bot , kıyafet…vs. ne varsa aldım. Herkes “Oğlum delimisin? Ya sevmesen, ya beceremezsen?” dedi haklı olarak. Ben kafaya takmışım bir kere öğreneceğim bu sporu. Yanlış hatırlamıyorsam 1 haftalığına atladık gittik Uludağ Fahri’ye.

Bir saat ders aldım. ( 1 saatte snowboard nasıl öğrenilecekse!!). Berkem’de sözünü tuttu, gösterdi biraz. Daha sonra kaybettik kendisini kızarkadaşı Ceren’nin “Berkeeeeemmmmm!!” nidalarına. Baktık kimseden hayır yok! Çıktık Beceren’nin tepesine. Düşeeee kalka, düşeee kalka 1 saatte indik aşağı. Bütün hafta böyle geçti. Kendimi resmen parçaladım!!!

Telesiyej’den inerken baldırlarımı vura vura, her düşüşümde bileklerimi kanırta kanırta, boynumu kasa kasa parçaladım kendimi!  Sonlara doğru biraz kapmaya başladım işi. Ama ehh işte. Bu arada gece hayatını da eksik etmiyoruz tabiiii. Pistler kapandımı, biralar açılıyor. Eğlence, kahkaha…ohh valla, neler kaçırmışım bugüne kadar!!!

Daha sonra başlangıç için Uludağ’ın iyi ama geliştirmek için Kartalkaya’nın daha iyi olduğunu öğrendim. Pistler daha uzun, kar daha güzel!! İşin keyfine iyice varmaya başladım. Bir keresinde o kadar çok kaymışız ki saat 5’te uyuya kaldık! sabah açlıktan midemiz yapışmıştı. Ama böyle bir özgürlük duygusu yoook…

Yıllar geçti, ben her sene kışın 1 ayını; dağda  geçirir oldum. Kışın yapacağım stajları, yazın yapmaya başladım. Bağımlılık bir çeşit!! Efe’ye ( ev arkadaşım) illallah gelmişti. “Yeter, oğlum, bir haftada İstanbul’da kal! Bir şeyler yapalım” diyordu.

Bu kadar gidip, gelmenin arasında . Kartalkaya’da bir defaya mahsus olmak üzere bir doğa hadisesi vuku buldu :))). Gerçek BOLKAR. Sabah uyandığımda 1,5 metre kar yağmış! Güneş açmış! Ve henüz piste kimse çıkmamıştı!. Apar topar boardları ayağımıza geçirip telesiyej’in başına attık kendimizi…

Pistte snowboard yaptığınızda “kıhhhhhhhhh, kıhhhhhhhhh” diye board’un karı kesme sesini duyarsınız. Yeni yağmış 1.5 metre toz karda ise sadece hafif bir “ phhhhhhhh” sesi duyuluyormuş!!. Hafifçe arka ayağınıza yaslanıyorsunuz ve tam bir süzülme, arkada bıraktığınız hafif bir iz…..ağlamak istiyor insan….

Daha sonra pek çok yerde kaydım, ama o günkü gibi bir kar bulamadım. Sırf bunun için Heliboarding yapacağım herhalde. Başlığa geri dönünce işte o günlerdeki ekiple, başladığımız noktada tekrar buluştuk. Efe, Berkem, Cihan ve ben. Harika bir Pazar günüydü. Geçmiş günleri andık, kaydık , güldük…

Bu yazıya da vesile olduk…:)