Vicdan

Leave a comment

Sevgili AKP’ye oy verecek arkadaşım,

Öncelikle belirtmek isterim ki AKP dışında kalan hiçbir partinin üyesi veya sempatizanı değilim. Bu yazıyı da hiçbir partiye oy kazandırmak için yazmıyorum. Ben Özgürlük nereden gelirse alırım. Nereden gelirse onu savunurum.

AKP’nin yaptığı her şeye karşı çıkan birisi hiç değilim. AKP’nin bu toplumun ihtiyaçlarından doğan bir uzlaşma partisi olduğunu çok iyi biliyorum. AKP daha önceki hükümetlerin vermediği veya veremediği pek çok şeyi verdi. Haklısın.

Duble yollar, Hızlı trenler, Başörtüsü özgürlüğü, Sağlık hizmetleri, Özelleştirmeler, Marmaraylar… Kısaca şu an AKP reklamlarında sıralanan her şey.

Bak ben en iyi Rakı’yı, en iyi Şarabı AKP döneminde içtim. Kabul ediyorum bunu. Tekel rakısından, buralara geldik.

Bu yazıda eleştiri yok. Örneğin Sağlık hizmetlerinin aslında yükünü kimin çektiğini anlatmayacağım. Geçen gün göz muayenesine gittim. En son teknoloji aletlerle, gayet ilgili alakalı muayene oldum. 35 TL. Verdim, çıktım. İnsanın hoşuna gidiyor. Biliyorum.

“Bundan öncekilerde götürdü. Bunlar en azından çalışıyor.” Diyorsun. Bende sana çok halısın diyorum. Türkiye’de siyaset demek, götürmek demek, bundan sonrakiler de götürecek. Kabul ediyorum.

Ticaretle uğraşan arkadaşım. İş adamım. CHP, MHP koalisyonundan en az senin kadar, benim de ödüm patlıyor. Ekonomi ne olur? Devlet kadrolarına kim bilir, kimler gelir? Diye düşünüyorum.

Sevgili AKP’ye oy verecek Kürt Kardeşim, Ulusalcılar tekrar iktidara gelir diye çekiniyor olabilirsin. Beni yine görmezden gelirler diye düşünebilirsin. Bende düşünüyorum inan. Sana yapılanları geç anladım ben. Göstermediler bana. Şimdi görüyorum ve acını sonuna kadar paylaşıyorum.

Bugüne kadar verdiğin oyların hepsinde haklısın. Evet, AKP’yi çok eleştiriyorum. Ben vermiyorum oyumu, ama senin vermeni anlıyorum. Kabulleniyorum. Demokratik bir tercih olarak görebiliyorum.

Ama artık değil !…

Berkin Elvan öldüğünden beri değil. Protestolarla ilgisi olmayan, sadece ekmek almaya çıkmış o çocuk öldüğünden beri değil!

O, 16 yaşındaki çocuğun ailesini arayıp bir başsağlığı dilemedi. O, bunun sorumlularını bulacağım demedi. O, mitinglerinde Berkin Elvan için tek söz söylemedi.

Bu yüzden attığın o oy artık siyasi bir seçim değil!

Attığın o oy VİCDANININ oyu.

Sen o sandığın başında VİCDANIN olup, olmadığını oylayacaksın…

Kalın Sağlıcakla;

berkin-elvan_599965

Reklamlar

Geçmişe Mazi

1 Comment

past

Ya çok acayip günlerden geçiyoruz. Artık çok karıştı ortalık, geleceğe dair kehanette bulunmak iyice zorlaştı. 🙂 Ama her zaman olduğu gibi geçmişe bakınca hatalar daha kolay analiz ediliyor. Şimdi GEZİ parkından önce Türkiye güllük gülistanlık değildi ama AKP’nin gidişine dair ufukta net bir belirti de yoktu. Ben, uzun bir süre Başbakan’ın iyi danışmanları olduğunu düşündüm. Özellikle yükseliş döneminde, toplum algısını şekillendirebilen insanlar vardı etrafında. Yiğit Bulut’lardan, Bekir Bozdağ’lardan önce…

Neyse sadede geleyim. Gezi parkında kimse 3-5 ağaç için toplanmamıştı. Ülkeye dalga dalga yayılan tepki Polis şiddetineydi. Polis ve devlet baskısınaydı. İşte o zaman Erdoğan azıcık ileri görüşlü olabilseydi. Cemaat saldırmadan, o saldırsaydı ! Ne diyor Amerikalılar bazen en iyi savunma, saldırıdır.

Emniyet müdürünü görevden alsaydı. 2500 polisi sürseydi. Bugün, belki “ Vaay be, adam hakkaten demokrasi peşindeymiş! Askeri vesayete savaş açtı, şimdide cemaati tasfiye ediyor!” diye oyunu bile arttırabilirdi. Üstüne üstlük sanki protesto hakkını destekliyor, ve yaşam tarzının garantisini veriyor gibi de görülebilirdi. Zekeriya Öz’ü davaları açamadan sürseydi. Hatta, kendisi ona dava açsaydı…vs.

Hem yolsuzluklardan da yırtardı. Cemaat sonradan yolsuzlukları ortaya çıkarsa bile, geri planda kalırdı. Çırpınış olarak nitelendirirdi. İşte o zaman “Mağdur” u güzel oynayabilirdi. Hatta, şöyle bile diyebilirdi. “ Biz, bu paralel devleti uzun zamandır takip ediyoruz. Şimdi adalete teslim ediyoruz!” falan. Ergenekondaki gibi..

Ama işler öyle olmadı işte. Şimdi o paralel devleti, oraya kendisi yerleştirmiş görünüyor. Dost-Modern darbe gibi söylediği şeylerde, “Besledik kargayı, gözümüzü oydu.” ya çıkıyor.

Bazen zamanlama çok önemli oluyor. 🙂 Kısmet işte…

Kalın Sağlıcakla;