Somalililer Doydu mu ?

1 Comment

“Hunger knows no friend but its feeder”

Aristo

 Bizim memlekette ne oluyorsa hep bir furya ile oluyor. Basın veriyor gazı hop, Somalililer aç, veriyor gazı Filistinliler aç. Hemen başlanıyor SMS hatları açılmaya, Cuma namazı çıkışı paralar toplanmaya. Başbakan ve Nihat Doğan Somali’ye gidiyor, durumu yerinde inceliyorlar. Bağırış, çağırış neredeyse Televizyonda yemek programları yasaklanacak!

 Aradan 2 hafta geçiyor ; ne Somali kalıyor, ne açlık! Sanki Türkiye Somali’yi doyurdu. Tarımdı, Balıkçılıktı hepsini öğrettiiii…Nüfus planlamasını da yaptı, bitti. Bundan sonra Somali cennet!

 Somali ve çoğu Afrika Ülkesi hep açtı ve bundan sonra da aç olacak. “Taşıma suyla değirmen dönmez” diye boşuna söylememiş atalarımız. TOKİ Somali’de inşaat yapacak diye , Feto okul açacak diye , Şirketler Somali’ye yatırım yapacak diye , ABD bütün Afrika’nın kaynaklarını sömürecek diye yapılan kısa süreli ve sorunun kaynağına inmeyen yardımlardan ne sonuç alınabilir ki ?

 Devletleri yöneten şirketler ve ona bağlı hükümetler sürekli bir Pazar arayışında, zamanında bu pazarlardan en büyüğü ( daha doğrusu ümit vaad edeni ) Türkiye idi. Türkiye’nin kabuğundan çıkıp, ithalatın tavan yaptığı 80 sonrası dönemden bu güne 30 yıl geçti. ( Bende bu dönem de büyüdüm 🙂 ) . Artık Türkiye’nin de yüksek miktarda ihracatı var. Yurtdışında inşaatları, Tv , Buzdolabı satan şirketleri var….Yani ufakta olsa, pastadan pay almaya başladı…

 İşte bu nedenle, yapılan bütün dış politika hamlelerimiz Pazar arayışına yönelik. Zamanında Avrupa ülkelerinin, ABD’nin yaptığı tüm yardımların Pazar arayışına yönelik olması gibi…Aslına bakarsanız Pazar arayışının olumlu yönleri de var. Yaşanan Arap baharı sayesinde, Arap ülkeleri cazip pazarlar haline geliyor, bir yandan da özgürleşiyorlar. Özgürleşiyorlar derken ağır baskı rejimlerinden kurtuluyorlar, yoksa Ekonomik anlamda tam dışa bağımlı hale gelecekler 🙂 …

 Zamanında İran’da Humeyni Devrimi yüzünden ABD şirketleri çok paralar kaybetti. İran Pazar olmaktan çıktı. ( İran’da yaşamaktansa , Pazar olmayı tercih ederim 🙂 o ayrı ) …

 Sağ taraftaki Afrikalı çocuk resmine tıkladığınızda ( Bu yazının yazılma anında sadece 5 kişi tıklamış, ki blog’un aylık hiti 500! ) karşınıza 2 tane reklam çıkıyor anket gibi , onları yapıyorsunuz ve 1 kap yemek gönderiyorsunuz. Bu duygu sömürüsümüdür ? Evet. Afrika’daki açlık yemek göndererek çözülür mü ? hayır. Bir kap yemek, bir kap yemek midir? Evet. Size kendinizi iyi hissettirir mi ? evet. Social Vibe bir sivil toplum kuruluşumudur ? Ona da evet.

 Pekiii Bu tarz Sivil Toplum kuruluşların, motivasyonları Dünya Açlığını bitirmek midir ? çoğunluğunun evet. Kuruluşların bu hareketleri veya yardımları, şirketlerin ekmeğine yağ sürer mi? Evet. Bu inanılmaz bir çelişki midir ? malesef Kocaman bir EVET..

 Peki bu çelişki nasıl aşılır? Bu çelişki insanın yaptığı her hareketin bencil olduğunu kabul edip, bunu en az bencil olan seviyeye çekmeye çalışmasıyla aşılır! Yani demek istediğim sadece mutlu hissetmek için yapılan yardımlarla, sivil toplumla aşılır…uzun zamanda aşılır.

Devlet eliyle, şirketlerle aşılmaya çalışılırsa 2 hafta da aşılır,biter ….:))

 Kalın Sağlıcakla,

Bu silahları , aşağıdaki Somalili Radikal İslamcılara kim satıyor acaba….

Reklamlar

Sosyal Titreşim

Leave a comment

Neden sağ taraftaki Afrikalı çocuğu önemsiyoruz? Bu içgüdü “Bir gün bende aynı duruma düşersem, bana da yardım etsinler” bilinçaltımızdan mı geliyor? Yoksa “Ben sana yardım ediyorum, güçlü konumda olan benim ve bu üstünlüğümü , sana yemek vererek gösteriyorum” egomuzdan mı geliyor? Yoksa sadece türün genel olarak devamını sağlama genlerimizden mi? Belki de insan “Özünde iyi” olduğundandır…Belki de bu soruların yanıtları önemli değil, “Önemsemenin” var olması önemlidir…yada varmış gibi gözükmesi.

Varmış gibi gözükmesi diyorum, çünkü gerçekten var olsa bugün Afrika’da açlık bu kadar fazla olmazdı.Belki de hiç olmazdı. Ama insanlığın çok azının büyük resmi görebilmesi, daha doğrusu görüp önemsememesi yüzünden Teknolojinin bu kadar geliştiği 21. yüzyılda halen açlık gibi bir sorunumuz var. Açlığın önlenmesinin ardında yatan basit matematik ortaya çıktıkça insan bu duruma daha da şaşırıyor. Denklem şu şekilde Besin+Dağıtım = İnsan Sayısı.

Bu basit denklemi kendi insanları için çok iyi uygulayan devletler var.  Ama “Kendi İnsanları” için. Bu “ Kendi “ kavramı insanoğlunun sadece , yakınındakine empati kurabilmesinden kaynaklanıyor. Sanırım bu defektimiz de sonumuz olacak 🙂 .Yada bazılarının sonu olacak, bazıları rahat edecek. Sonuçta sınırlı sayıda kaynak ve sürekli üreyen bir insanlık var. Çözüm denklemin sağ tarafında ama çok komik bir durum var. Çin nüfus planlaması için çalışırken Japonya, Norveç gibi ülkeler nüfuslarını arttırmaya çalışıyor. Türkiye’de bunların içinde:) (3 çocuk politikası). Tabi ki kimse göçe izin vermiyor, kendi ülkesinin denklemini bozmamak için. Sonuç; Dünya Nüfusunu planlamak için illaki savaşlar, nükleer felaketler, afetler olması lazım!!

Öte yandan bu Social Vibe  olayını da biraz incelemek lazım. Gerçekte ne kadar yardım yerine ulaşıyor diye. Belki de bir elimiz verirken, diğeri alıyordur!. Reklam veren şirketlerin ürünlerini aldığımız zaman, belki de Afrikayı Dünya Bankasına daha da çok borçlandırıyoruzdur. Borçları alan Afrikalı diktatörler ve yöneticiler ülkelerinin diğer kaynaklarını borçlarını ödemek için satıyorlar, Halklarını daha AÇ duruma düşürüyorlardır. Olabilir yani…neden olmasın?:)

Ama ben yinede bu sosyal titreşim olayına inanmak istiyorum.1 kap yemek, 1 kap yemektir.Kalın sağlıcakla…