Game Of Thrones Külliyatı Kaldığı Yerden

Leave a comment

Nerde kalmıştı peki ? A Feast For Crows ‘ta. Ben ne yaptım. Gittim Kentpark, Arkadaş kitap evinden A Feast For Crows’u ve A Dance With The Dragons’u aldım. Şimdi itiraf ediyorum. asıl Blog’un aksamasının sorumlusu bunlar ! ama hikaye o kadar merak uyandırıyor ki, bekleyemedim çevrilmesini.  Ne oldu peki, Hikaye bitti mi ? Tabiki hayır ! Hemde bıraktığım yerden daha da cins bir yerde….Keşke hiç okumasaydım 😦

Bundan sonra gelecek Kitap, The Winds of Winter. Martin henüz yazmayı bile bitirmedi. Ne zaman bitireceği de meçhul. Artık yapabileceğim fazla bir şey de kalmadı. Ya kafamdan sileceğim, yada adamın evine girip Taslaklarını çalacağım.. 🙂

Bu yüzden Winds of Winter çıkana kadar sizlerleyim. Hatta adam gibi kitaplar okumaya da başladım. Onlarla ilgili yazılarımı da paylaşacağım.

 Aslında bu yazıya başlarken Feast for Crows’tan itibaren, Spoiler içeren bir özet yazmayı düşünüyordum. Şimdi vazgeçtim ! Özet yazmaya kalksam 3 sayfa olacak, O kadar çok karakter var ki hatırlamak için kitapları tekrar karıştırmam gerekecek. İçim şişti. Sizde okumayın zaten. Sokmayın hayatınıza…

 Kalın Sağlıcakla;

Game Of Thrones Külliyatı (Dikkat Spoiler İçerebilir ! )

3 Comments

Evet. Bir aydır bu yüzden yazı yazmıyorum. Bu George R. R. Martin denen herif yüzünden… Sabah, akşam elimde bir kitap, gözlerim şişti. Eşim neredeyse boşayacaktı beni ! Aslında hiç okumayı düşünmüyordum. Paşa paşa diziyi izleyecektim….ama HBO denilen insafsız kanal öyle bir yerde kesti ki !

Kitapçıya gidiyorum geliyorum, gözüm hep çok satanlara takılıyor. Bir merak sürekli içimi kemiriyor. Baktım bu iş böyle olmayacak…eee dizinin kaldığı yerden, kitaba geçmek hiç olmaz. Bütün kitapları bir seferde yüklendim, geçtim kasaya. Kasadaki kızın yüzünde “ Teker, teker alsaydınız..bari” der gibi bir ifade 🙂 . Aldırış etmedim tabi..yüklendim kitapları vardım eve. İlk üç kitaptaki hikayeyi bilmeme rağmen, soluksuz okudum. Eee tabi karakterler daha iyi oturuyor, detaylar daha iyi yakalanıyor.

Kılıçların Dansı ‘na geçtiğimde acayip bir heyecan dalgası sardı içimi. Biraz daha sindirerek okudum, daha yavaş. Dün bitti…ama içimde yine aynı AÇLIK. Bu sefer diziden daha cins bir yerde kesti Herif ! 15 temmuz’da yeni Kitap gelecekmiş. ( Feast of The Crows) Daha doğrusu Türkçe’ye çevrilecekmiş. Eeee Sonra A Dance with the Dragons..O ne zaman çevrilecek ? meçhul..Belki dayanamayıp onu Amazon’dan Sipariş etmek gerekecek 🙂

Neyse…Yazara olan kinimi bir tarafa bırakırsak. Nedir Bu Game of Thrones’u bu kadar çekici kılan ?

GRİLİK ( gri renk yani, birleşik okuyunca bi tuhaf geldi kulağıma) .Kitabın atmosferine, Bütün karakterlerine yayılmış olan grilik. İyi ve Kötü yok bu Evrende. Kahramanlar yok, sadakat yok….ve ölmemek yok. İnanın herkes ölebilir burada…Bazı karakterlere sempati duyabilirsiniz ama o karakterin de mutlaka hataları var. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil Game of Thrones evreninde. Hatalarına rağmen sevdiğiniz o karakteri bir anda kaybedebilirsiniz. Yakınınızı kaybetmiş gibi…Ama hayat devam eder ve sizde tutunacak birini daha bulursunuz. Taaa ki onu da kaybedene kadar…:) ve Sevmediğiniz birisine empati kurabilirsiniz belki. Onun açısından bakabilirsiniz olaylara. Belki sempati bile duymaya başalayabilirsiniz..

İşte böyle karman çorman bir hikaye A Song of Ice and Fire. Gidişatının Sezilmesi imkansız.Başı sonu belli olmayan. Kaos. Şiddetin, seksin , intikamın fantastik hali. Çocuklara göre değil kesinlikle ! Yüzüklerin Efendisi değil !  Bizim Ortaçağımızın sihirli ve ejderhalı hali.

Tavsiye ediyor musun ? derseniz. Ediyorum ama bazı şartlarım var. Vaktiniz varsa, okumaktan sıkılmayan bir yapıya sahipseniz ve en önemlisi kursağınızda bir şey kalma riskini kabul ediyorsanız. Çünkü, belki seri sonlanamadan yazarı ölebilir..söylemedi demeyin..

Kalın Sağlıcakla;

“When you play the game of thrones, you win or you die”. Cersei Lannister