Filozofun Mutluluk Seyehatnamesi ve Organik Ekmek Tarifi

2 Comments

WP_20130507_001

Hadi iyisiniz yine.. bugün keyfinizi yerine getirecek bir kitap tavsiyem var. Politikadan, felsefeden sıkıldığınızı biliyorum. Gezi yazısı istediğinizi de biliyorum. Yaz geldi sayılır, biraz daha sabrederseniz, içinizi ısıtacak, bol fotoğraflı yazılarım geliyor 🙂 . Aslında şu anda, Murakami’nin 1Q84 ‘ünü okuyorum ( Onun yazısı ayrı gelecek ) ama Daniel Klein’ın kitabını araya sıkıştırdım. Neden mi ? ee havalar güzelleşince biraz neşelenmek istedim de ondan !

Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi, altbaşlığı Epikuros’la Felsefi Yolculuklar ‘la birlikte, aklınızı ege kıyılarına vuracak. Epikuros’un basitçe hedonizme indirgenmiş felsefesinin, aslında ondan çok daha fazlası olduğunu gösterecek. Basit yaşamın, insanın kendi başına ve kendi başardıklarıyla yaşamasının belki de en büyük haz olduğunu göstercek. Zaman, Hayat, Yaşlılık kavramlarının belkide o kadar karanlık olmadığını söyleyecek. Buyrun size, arka kapaktan değil, kitaptan çok hoş bir bölüm…

Aristoteles, ölçülü davranışta, tıpkı ustaca oranlanmış, mesela bir ikizkenar üçgen yahut dengeli bir mimari eserdeki gibi haz verici ve güzel bir şey vardır; güzellik dengedir ve denge, güzelliktir, der.

Okuyun,iyi gelecek 🙂

Organik Ekmek Tarifi

Organik ekmek

  • 500 ml Organik tam buğday unu
  • 7 gr. Kuru Maya ( bir çorba kaşığı )
  • 6 tane Kuru domates ( ıslatmadan blenderdan geçirilmiş)
  • 1 Çay kaşığı toz sarımsak
  • 2 Çay kaşığı tuz
  • 2 çay kaşığı pul biber
  • 1 yemek kaşığı kuru fesleğen ( tepeleme)

Yukardaki tüm malzemeleri geniş bir kabın içerisinde un ile karıştıın. Sonra yavaş yavaş su ekleyerek hamur kıvamına getirin ( suyu birden dökmeyin, hamur cıvık olmasın). Hamuru fırnı 30 dereceye getirerek, kek kalıbının içinde iki katı kadar kabarmasını bekleyin. Fanlı fırında 45 dk. 200 derecede pişirin. Taaa Daaaa

Ben üzerine biraz da kimyon koyuyorum, hafif bir ekşilik katıyor.

Afiyet Olsun, Kalın Sağlıcakla;

Reklamlar

Pizza Hut ve 3 Boyutlu Sinema

Leave a comment

Akün SinemasıEskiden en büyük zevklerimden biri sinemaydı. En güzel yerden bileti satın aldıktan sonra, güzel bir yemek ve 21:30 seansı. Hele birde dışarda Kar varsa, mükemmel akşamın tanımı oydu, benim için. Artık sinemalar alış-veriş merkezlerinin içinde, etrafı fast food restoranlarıyla sarılı, hızlı tüketim ürünleri…

Birde 3 boyutlu filmler çıktı başımıza. İstemiyorum kardeşim! 3 boyutlu izlemek ! . Her film üç boyutlu çekilmez ki.. bütün çıkan animasyon filmleri 3 boyutlu. Oğlanı, sinemaya götüreyim diyorum, gözleri yoruluyor. Evde, bayılarak izlediği IceAge’i sinemada izlemek istemiyor. Bende istemiyorum…

Hem, ne sinemalar gerçek 3 boyutlu, ne de yeni çıkan televizyonlar. Akvaryum gibi sadece. Bundan 15 sene önce Los Angeles’ta , Disney’in bir üç boyutlu filmini izlemiştim. Hani şu üzerinize gelen şeyler yüzünden, kafanızı eğdiğiniz türden. Hatta köpek hapşurduğunda, yüzünüze su bile geliyordu… işte o zaman anlamlı oluyor 3 boyutlu film izlemek…Asıl bahsettmek isteğim Pizza Hut’tı ama araya 3 boyutlu filmleri de sıkıştırdım. Kusura bakmayın  🙂 .

Geçen gün uzun bir aradan sonra Pizza Hut’a gittik. Pizza Hut’tan, eve sipariş vermeyi uzun zaman önce bıraktım. Kalitesini kaybedeli yıllar oldu. Ama restoranına gitmenin bizim için, hatta Çankaya’da yaşayanlar için, ayrı bir nostaljisi var. Hangi kuşağa kadar, özelliğini korudu. Kimler için bir anlamı var bilemiyorum ama ATAKULE PİZZA HUT, çocukluğumda en sevdiğim yerdi. Dekorasyonu, Pizzaları ve Ankara’nın İLK Salata Barıyla bir döneme damgasını vurmuştu.

Pahalıydı. Öyle zırt,Pizza Hut'ın Eski Logosupırt gidilmezdi. Kola’yı yemekten önce getirirler, ama içilmezdi. Eğer biterse, ikincisi söylenmezdi. 🙂 . Türkiye gerçeğinden, tamamen uzak bir yerdi. içeri adım attığınız anda başka bir dünya’ya girerdiniz. O zamanların Dream Land’i de bu hayal dünyasına eşlik ederdi. Yıllar içerisinde önemini yitirdi tabi. Sınırsız pizza menüler falan eklenip, restoran özelliğini kaybetti.
Bu gidişimizde, salata bara yaklaştığımda, görüntüsü bile uzaklaşmama yetti. Pizzamızı yedik ve kalktık. Sıcak olduğu zaman hamuru hala güzel. Maliyet kaygısı, günümüzdeki bütün fast food pizzacılarda olduğu gibi, malzeme miktarını tırpanlamış. Kendime kızdım.

Kendime kızdım, çünkü ne bekliyordum ki ? Çocukluğumu bir pizza yiyerek yeniden yaşamayı mı ? Kaygılarımdan 1 saatliğine olsun kurtulmayı mı ? Her şey yaşandığı zamanda ve yerde güzel. Mutlu anlarımızı, özümsemeliyiz. Daha sonra tekrar çağırmak için, hapsetmeliyiz onları…Kızgınlığım geçti sonra. Hafif bir tebessüm belirdi yüzümde. Herşeye rağmen, teşekkür ettim Pizza Hut ‘a. Ailemle yediğimiz en güzel yemeklere, ev sahipliği yaptığı için…. kim bilir? belki bir gün, küllerinden tekrar doğar. 🙂

Kalın Sağlıcakla;