Bulantı

Leave a comment

Encore-Black-Drapery-Fabric-by-Drape-Kings-Final

Varoluşçuluğun hep hümanist, pozitif tarafına ait hissettim kendimi. Hayata ne amaç verirsek, amacı o olur diye düşündüm. İstediğim Dünya hayal değil. Kazanılabilir. Biliyorum. En barbar çağlardan bugünlere geldik. Yığınların önünde, yılmadan savaşan, korkmadan düşüncelerini haykıran, sadece kendi rasyonel akıllarına inanan insanlar sayesinde geldik buralara. Biz sürülerin sadece ezemediklerinin adlarını biliyoruz. Adları unutulmuş nice kahramanlar üzerine yükselmiş bir insanlık, kahramanlarını yanlış yerlerde arıyor…

“Düşmanımın düşmanı dostumdur” gibi parazit bir cümlenin arkasına sığınarak, acınası varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de bütün insanlıklarını arkada bırakıyorlar. İşte bu hezeyanlar içinde rasyonel akıllarını, primitif beyinlerinin emrine veriyorlar.

İnsan aklı ki, kendini haklı çıkarmak gibi bir çabaya yeltenmesin. En olmadık senaryoları, en akla hayale sığmayacak komplo teorilerini üretebilir. Ve maalesef Türkiye’de bu döngünün içerisine düşmüş pek çok insan var.

“AMA” demeden, başka ölümlerle kıyaslamadan, gencecik insanların ölümüne üzülemiyorlar. Gerçeğin, göründüğü gibi basit olabileceğini bir türlü kabul edemiyorlar. Ahhh, bu konuda fanatik dindarlarla ne kadar da benzeşiyorlar.

Bırakın acıları, dünyanın güzellikleri bile yetmiyor onlara. Arkasında periler olmadan, bir manzaradan bile haz alamıyorlar. İnsanı ve Kendini feda etmeyi erdem bilen bu grup, aynı şekilde başkalarını da feda etmekten geri kalmıyor. Vatan için, Dava için, Kendi yarattıkları ve adına DEVLET dedikleri grotesk canavar için ölmeyi ve öldürmeyi hak görüyorlar. Onlardan başka kimse nefes almasın istiyorlar.

Ben sizin yerinize, sizin insanlığınızdan utanıyorum. Ama üzgünüm, bırakıp gitmiyorum. Bu dünyayı sizin barbar zihinlerinize, altruist felsefelerinize bırakmayı reddediyorum. Sizin var olabilmeniz için sizinle savaşmaya devam edeceğim. Ben ve benim gibi düşünenlerin size boyun eğdiği gün, bütün insanlığın biteceği gündür. Ama üzülmeyin, o gün hiç gelmeyecek…

Kalın Sağlıcakla;

Reklamlar

Neden Koşuyorum? Why I Run?

Leave a comment

ready-runner

Koşmak ve daha ötesine geçmek, içinde yaşadığım ülkede, dünyada başkalarının müdahalesi olmadan yapabildiğim tek şey. Vücudum ve benim aramda gerçekleşen tam anlamıyla adil bir takas. Dünya’da soyu tükenmekte olan, arayıp bulduğum nadir bir tür koşmak ve koşan insanlar. Koşmanın vergisi yok, yağması yok, komisyonu yok, aracısı yok…

Aklımın bizden ayrıldığı, beni bulabildiği noktası koşmak. Aynı zamanda insanlıkla en fazla bağı hissettiğim nokta. John Galt’ın ütopyasına en yakın hissettiğim.

42 kilometre koşmak mı delilik bu dünyada, yoksa koşmamak daha delice. Devlet vergi alabilir mi kaslarıma giden oksijenden? Polis su sıkabilir mi ateş basan yüzüme? Soluksuz tırmandığım yokuşta vücudum; derimin rengine, inançlarıma bakar mı?

Bu yüzden koşmak özgürlük işte. Dünyanın düzeninde seni dibe çekmeye çalışanların ulaşamayacakları tek şey. Koşmanın üzerinde hiçbir silahları yok onların. Sen ilerledikçe sadece bakabilirler. Kıskançlıktan çıldırabilirler veya senden etkilenip koşmaya başlayabilirler. Ama seni asla durduramazlar.

Vücudun ve Ben’in arasında olan bu takas ancak taraflardan biri vazgeçtiğinde biter. Vücudun adil ticaretin kurallarını iyi bilir, eğer sende kuralları bilirsen başka hiçbir şeyde bulamayacağın hazzı bulabilirsin.

İşte bu yüzden koşmak benim için duygusal bir eylem değil, bir içgüdü değil. Bütün mantığımla tutunabileceğim bir sığınak. Sağduyunun tekrar yeryüzünde hüküm süreceğine olan umudum. Eğer olurda bir gün koşmayı bırakmışım, bilin ki mantığa olan inancımı yitirmişim…

Kalın Sağlıcakla;

Why I Run?

Running and going beyond is the only thing i can do in this country and in this World without the intervention of others. A fair trade between my body and myself. Running and runners are a rare species in the edge of extinction that I’ve found in this World. Running has no taxation, no looting, no commission, no middleman…

It is my state of mind that separates me from ‘WE’ and finds myself. But at the same time, i feel most connected to the humanity. It is the time that i feel most close to the John Galt’s utopia.

Is running 42 kilometers insane in this World, or is not to? Can government put a tax on the oxygen that goes to my muscles? Can Police fire the water cannon to my burning face? Does my skin color or my faith matter when i am out of breath on the hill?

That is why running is freedom. The only action in this World that cannot be reached by others who try to pull you down. They have no weapons on running. They can only look as you progress. They may get mad from jealousy or may be inspired by you. But they can never stop you.

This trade between your body and yourself can only be canceled when one of the parties quits. Your body knows the Essentials of fair trade; if you learn them too you may find the satisfaction nowhere to be found.

That is why running is not an emotional action for me. Not an impulse. It is a haven that i can hold on to with all my reason. A hope, that one day reason will domain in this World. If i ever quit running, know that i have given up my reason…

Take care;