10 Days of JAPAN

2 Comments

WP_20131209_017777 ‘in tekerlekleri Narita havaalanına değdiğinde başka bir gezegene iniş yaptığımı biliyordum. Sonunda Dünyada en merak ettiğim ülkedeydim. Eşimi buralara getirmek için; Özellikle de Aralığın ortasında, biraz çabalamam gerekti. 🙂 Ama sonuçta her zaman karşımıza çıkmayan deneyimlere sahip olduk. Biraz da imrenerek memleketimize döndük. İşte karşınızda 10 günlük Japonya hikâyemiz…

Hazırlık

Japonya öyle elinizi kolunuzu sallayarak gidebileceğiniz bir yer değil. Öncesinde, mutlaka çalışmak lazım. Eğer çalışmaz iseniz, pek çok konuda bocalamanız mümkün. Ulaşım, Kültür, Yeme-İçme çok farklı. İşte şanslısınız ki, bu bloğu buldunuz. İşinize yarayacak pek çok pratik bilgi vereceğim. Ama işe, vaktiniz varsa, Japonya ile ilgili en kapsamlı ve en okuması eğlenceli kaynak olan Onur Ataoğlu’nun “ Japon Yapmış” “Japon Ne Yapmış?” ve “Japon Yapmış, Türk Gezmiş” kitaplarını okumakla başlayın. Sonra belki buraya geri dönmezsiniz :)…

Eğer bir haftadan fazla kalmayı düşünüyorsanız  (ki düşünün o kadar yol gideceksiniz) ve Tokyo’dan başka şehirlere gidecekseniz mutlaka Japan Rail Pass alın. Japan Rail Pass sadece, Japonya’ya gelen turistler için hazırlanmış olan ve Japon vatandaşlarının kullanamadığı bir Tren Bileti. Bileti şu siteden temin edebilirsiniz (www.japan-rail-pass.com). Size kargoyla bir voucher gönderiyorlar. 2 gün içinde geliyor. Havaalanına inince JRP ofisinde onu pasaportunuzla birlikte, JR Kartına çeviriyorlar.

Biz özellikle “Green Car” , yani Business Class’ın tren muadili olanını tercih ettik. Aslında öyle aman aman business değil, sadece koltuklar biraz daha geniş o kadar. Bizim derdimiz valizlerdi. Çünkü “Green Car”lar genelde boş oluyor ve valiz koyulacak bolca yer var. Standart olanlarda, özellikle dolu günlerde valiz sıkıntı olabiliyormuş. Gerçi, şehirlerarası trenlerde öyle bir kalabalığa hiç rastlamadık. Festival zamanına falan denk gelmez iseniz, “ Green Car “ tercih meselesi ama boş vagonda seyahat etmek keyifli oluyor…

Sırada Hyperdia.com var. İş sadece JRP almakla bitmiyor. Kalacağınız otellere, gideceğiniz yerlere nasıl ve hangi trenleri kullanarak gideceksiniz? Hangi istasyonda inip, hangi trene bineceksiniz? Kaç para tutacak? Bunların hepsi Hyperdia’da. “Amaaan, şehir içinde atlarım Taksi ’ye giderim” demeyin. Japonya’da en pahalı şeyler biri, Taksi. Ne kadar mı pahalı? Narita Havaalanı ile Şehir merkezi 1000 TL. tutuyor. 🙂

-Hyperdia mı demiştin?

Evet, önceden gideceğiniz yerlerin ulaşım planlarını çıkarın. Örneğin, Otelinizden İmparatorluk sarayına nasıl gidilir? Hyperdia size en uygun rotayı bulsun, sizde baskısını alın. Ama JRP’niz olduğu için, içinde JR hatlarını içeren rotaları tercih edin ki, daha ucuz olsun.

Sıra geldi belki ulaşımdan daha önemli olan Kültür hazırlıklarına. Japonlar için Yabancıları sevmez derler. Hani şu “Gajiin” muhabbeti. Japonya’da geçirdiğim 10 gün boyunca, bir tek kişi tarafından sevilmediğimi hissetmedim. Yardımseverliklerini bence sadece görev bilinciyle açıklamak mümkün değil! Evet, belki sevmedikleri insanlara bile, bu bilinçle yardımcı oldukları doğru olabilir. Bu da asil bir davranış değildir de nedir? Bence Japonlar, özelliklede hizmet sektöründe çalışanlar. Güler yüzlü, yardımsever ve saygılılar. O yüzden hiç gerilmeyin, ama nasıl davranacağınızı da bilin…

Japonlar öyle bizim gibi şapur şupur öpüşüp koklaşmıyorlar. Hele de yeni tanıdıkları insanlarla. Batılılarla bazen tokalaşsalar da, bundan çok haz ettiklerini sanmıyorum. Hafifçe eğilerek başla selam veriyorlar. Bu hareket bizde biat, hizmet edilen önünde eğilme gibi anlam taşırken, Japonya’da el sıkışmaya karşılık geliyor. O yüzden size eğilerek selam verildiğinde, aynı şekilde karşılık vermek gerek. Padişah gibi havalara girip, dik dik yürümek değil :).

Japonlar genel olarak sessiz bir toplum. İstisnalar olsa da metroda, trende bağıra çağıra konuşan, cep telefonuyla konuşurken kahkahalar atanları görmüyorsunuz. Sokakta yemek yemek, yasak olmasa da, yapılmayan bir davranış. Zaten öyle her yerde çöp kutusu yok. Makinelerden aldığınız içeceğin, kutusunu atmak için 2 saat elinizde gezdirdiğiniz oluyor. Ama ortalık o kadar temiz ki, keşke bizde de ayıp olsa dedim.

Yemek yerken önden getirilen ıslak havluya elinizi silin ve tekrar rulo haline getirip tabağına koyun. Bellboya bahşiş vermeye kalkmayın. Birde her yerde bol bol “ Ari gato Goziamas” deyin. Artık hazırsınız.

Haydi, Tokyo’ya gidelim…

Tokyo

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Uçaktan indikten sonra şehre ulaşım için en iyi iki seçenek tren ve otobüs. Bizim JR pass’lar Narita Express de geçtiği için atladık trene. Yaklaşık 1 saatlik yolculuğun ardından Tokyo istasyonuna geldik. Tokyo istasyonu ana merkez. Bütün tren hatları, metro hatları burada birleşiyor. Yine JR’ın  Şehrin etrafında dönen bir LOOP hattı var. (Yamatone Line) Biz ona binip Shimbashi’de indik ve oradan Yurikamame Line’a binerek otelimizin Tam önünde ( Gerçek manada tam önünde, istasyondan çıkınca otelin kapısındaydık :)) indik.

Otel Nikko kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir otel. Negatif olarak tek söylenebilecek şey, belki biraz şehir merkezine uzak. Uzak dediğimde trenle Shimbashi 15 dakika. Bulunduğu semt Daiba, sessiz sakin bir sürü alışveriş merkezi ve restoranın bulunduğu bir yer. Hemen yanımızda çok güzel restoranların olduğu bir mall vardı. Ayrıca manzarası da muhteşemdi. Tekrar Tokyo’ya gidecek olsam başka otele bakmam bile.

Otele girdiğimizde yorgunluktan bayılma hissine direnerek ve aç yatmayalım diye, kendimizi dışarı attık. Biraz benim ısrarlarımla kendimizi “Soba” eriştesi ve “Yaki Tori” ( Mangal da şiş diyelim) yapan bir Japon restoranında bulduk. Oğlanla ben aç kalmadık. Böbrek, dalak, kalp, tavuk, pilav ne varsa yedik 🙂 ama Sinem’le Beliz eriştelerin soğuk olmasından pek hoşlanmadılar. Ama olay oymuş “ Soba “ soğuk yeniyormuş, aklınızda olsun. Ama sakeleri ve “edamame” leri ( Soya fasulyesi) götürdüler.

İkinci gün güya Jetlag’den dolayı erken kalkacaktık, bu durumu da Balık pazarına giderek değerlendirecektik. Öyle bir uyumuşuz ki kahvaltıya zor yetiştik. Öbür günlerde de fırsat olmadı ama sizin olursa görün. Bizim yerimize de taze sushi yiyin :).

Kahvaltıdan sonra yağmur başladı. O yüzden programımızı kapalı alanlara yoğunlaştırdık. Lüks semtlerden Roppongi’ye gittik. Roppongi Hills alışveriş merkezinde pek bir şey olduğunu söyleyemeyeceğim ama SKY deck’in manzarası ve Modern Sanat Galerisi güzeldi. Akşam Otelin orada önce Arda için Korsan temalı bir restorana gittik. Sonra Sushi yemeğe gittik. Korsan’da pek acıkmamış olana Arda bey, Sushileri götürdü.

Üçüncü gün enerjimiz biraz yerine gelmişti. Hava da fena değildi. O yüzden İmperial Palace ve bahçelerini ziyaret ettik. Fazla söze gerek yok, fotoğraflar daha güzel anlatıyor. Öğlen Shibuya’yı gezdik, hani şu meşhur dünyanın en uzun kaldırımının olduğu semt. Makinadan biletini alıp, içerde yediğiniz harika bir “Ramen” yedik. ( Et suyuna erişte, detaylı bilgi için Ramen Girl filmini izleyiniz. 🙂 ). Makine sistemleri zaten Japonya’da çok yaygın kullanılıyor. Her yerde hem soğuk, hem de sıcak içecek sunan Vending Machine’ler var. Dağdaki bir tapınağın kenarında bile bulabiliyorsunuz.

Shibuya’dan sonra akşam yemeği için buralara kadar geldik, bir Kobe beef yemeden dönülmez diyerek Ocak başı restoranı Garuva’ya geldik. Yeri gelmişken söyleyeyim, Tokyo’ya dünyanın en pahalı şehri diyenler, İstanbul’u görmemiş olsalar gerek. Hem Wining-Dining hem de otel olarak Türkiye’den ucuz. Toplu taşıma ve belki evinize alırken yeme içme pahalı olabilir. Tatil için ise korkmaya gerek yok.

Garuva’ya dönersek, etleri sebzeleri çiğ olarak sipariş ediyorsunuz. Masanın ortasındaki, gazlı mangalda pişirip, afiyetle yiyorsunuz. En son ARDA “ Babacım, sana bir soğan atıyım mı?” diye soruyordu. 🙂

Dördüncü gün Arda’ya söz verdiğimiz için Tokyo Disney’e gittik. Kışın ortasında bile kalabalıktı. O yüzden çok fazla şeye binemedik ama Yılbaşı Parade’i çok güzeldi. Akşam Ginza’mı Shinjuku mu? Arasında kalıp Ginza dedik.

Ginza ışıkları, yerlerin temizliği, insanların kıyafetleri, lüks mağaza ve restoranlarıyla gerçek dışı bir yer. Sanki bir film setindeymişsiniz gibi bir his uyandırıyor. Yönetmen çıkıp, “ Tamam kestik, bugünlük bu kadar!” diyecekmiş ve kartondan binalar taşınmaya başlanacakmış gibi.

Burada güzel bir İtalyan restoranında yedik. Sinem’le Beliz de rahat bir nefes aldı :). Yemekler gayet başarılıydı ama ben gözümü, çaprazımızda kalan aileden alamadım. Batı’da Tuvalet veya şık bir gece elbisesi neyse Japonya’da kimono o demek. Sokakta kimonoyla dolaşan görmedik, düğünler önemli davetler gibi zamanlarda giyiliyor sanırım. Aynı zamanda iyi bir kimono, varlık göstergesi.

Masaya giden gelen onlarca şarap, garsonların etraflarında pervane olmaları dışında, kadının giydiği kimono inanılmaz güzellikteydi. Bakışlarımı kaçırmak için epey çaba harcadım. (- Hakikaten diyorum, kimono çok güzel Sinem – Ayıp ediyorsun hayatım, Evet, kimonoya bakıyorum Aaaa 🙂 ) …

Beşinci gün kahvaltıdan sonra Tokyo istasyonuna geldik. Her yarım saatte bir kalkan Hikari Shinkassen’nine ( Bullet Train) binerek, ve arkamızda pek çok görülmedik yer bırakarak Tokyo’ya veda ettik. Kyoto’ya doğru yola koyulduk…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kyoto-Nara-Osaka

Reklamlar

2 thoughts on “10 Days of JAPAN

  1. Merhaba, Japonya’ya gideceğinizi bilmiyordum, önceden konuşup birkaç ekstra tavsiyede bulunmak isterdim, ama gördüm ki keyfini çıkarmışsınız :)) Kyoto yazınızı da bekliyorum!

    • Merhaba Onur Bey,
      Eksik kalan çok şey olsa da elimizden geldiğince keyfini çıkarmaya çalıştık. 🙂 Fırsatını bulursam tekrar gitmek isteyeceğim bi ülke ,Japonya. O zaman tavsiyelerinizi almadan asla gitmem. Kyoto-Osaka kısmı da bugün yarın biter. Çok teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s