Hayat

Leave a comment

Bugün kendinizi çok iyi hissettirecek bir yazı okuyacaksınız. Bazı zamanlarda tadınızı kaçırıyorum, bunun farkındayım…. ama bugün, kendimi affettirmeye çalışacağım..:)

Teorik-fizikçiler, Astro-fizikçiler, Biyologlar, Evrim-biyologları, Paleantropolojistler, Biokimyacılar, Filozoflar ve daha pek çok insanın bugüne kadar cevaplamaya yeltendiği bir soru var…. Bu Evren’de yanlızmıyız ? veya daha olumlu olarak Bizim dışımızda, akıllı hayat formları var mı ?

Modern Bilim bu sorunun cevabını vermek için epey bir kafa patlatmış. Binbir türlü hipotez öne sürmüş. Gelin, nelermiş bunlar bakalım….  ( Çok özet olarak tabii..:) )

Drake Denklemi: pek çok parametresi eksik olmasına rağmen, galaksimizdeki akıllı yaşama olanak tanıyan gezegenlerin hesaplanması ve bu gezegenlerde oluşabilecek hayat formlarının, iletişim kurabilecek seviyeye gelebilmesi olasılığını hesaplayan denklem. İyi bir başlangıç sayılabilir. Girilen parametreler, en düşük seviyede tutulursa, sadece galakside değil, tüm evrende yanlız olduğumuz ; yüksek tutulursa 180 milyon uygarlık olabileceği , çıkabiliyor… 🙂

Nadir Dünya Hipotezi (Rare Earth Hypothesis) : Drake denkleminin geliştirilmiş bir hipotezi sayılabilir, akıllı yaşamın oluşması için Dünya’daki koşulların neredeyse tamamen aynısının oluşması gerektiğini savunur. Okyanus hareketlerinin oluşması için Ay’ın varlığı, Meteor yağmurlarından korunmak için Jupiter gibi bir gaz devinin varlığı, gece gündüz sürelerinin oluşması için hafif eğik eksen, Atmosferin oluşması için gezegenin büyüklüğü, galaksi merkezine uzaklığı….vs. gibi pek çok faktörü hesaba katar. Gerçi, Drake denklemi gibi uygarlıkların ortaya çıkmasını hesaba katmaz, sadece yaşamın oluşmasına bakar. Sonuçları isminden de anlaşılabileceği gibi muhtemelen yanlız olduğumuzdur.:) Bu nedenle, Akıllı Tasarımcılar ( Tanrı’nın Evreni, Evrimi…vs. özellikle tasarladığını savunan grup ) bu hipotezi çok severler….

Entropik İlke : Aslında Entropik İlke temelini felsefedan alır. Decartes’ın meşhur  ” düşünüyorum, öyleyse Dünya olduğu gibi ” kavramından alır. ( Meşhur olan , “düşünüyorum öyleyse varım” dı değil mi… pardon 🙂 ).  Entropik ilke varlığı, öz’den ( niteliklerinden, özelliklerinden ) sonraya koyar. Yani, Evrenin varlığını olumlaması için bir dönemde, gözlemcilerin varlığını sağlaması gerekir. Buradan, biz olduğumuza göre, evrende vardır gibi bir olumlama ortaya çıkar. Entropik ilke Big Bang ,Sicim teorisi, Çoklu Evrenler (Multiverse) gibi pek modern teorinin başlangıç mantığını sağlar. Agnostikler ve Ateistler tarafından daha çok sevilir. Çünkü Evrenin varlığını algılamamızın, kendi kendini açıkladığını kabul eder. Bugün, evrenin gözlemyebildiğimiz kısmında 170 milyarın üzerinde Galaksi olduğu var sayılmaktadır. Üzerine pek çok evreni koyduğumuzda, bizim varlığımız dışında pek çok akıllı varlığıni var olduğunu, varsayar.

Varoluşçuluk: Evrende yanlız mıyız ? sorusuna, varoluşçuluk açısından pek bakılmamıştır. Varoluşçuluktan kast ettiğim Sartre’nin varoluşçuluğu. Sarte İnsan’da ( akıllı varlık diyelim) varlığı, Öz’den önce görür.Sartre’a göre nesne için önce öz, sonra varoluş vardır; fakat insan denilince iş değişiyor. İnsan, varoluşunu hiçbir öze bağlanmadan kendisini var ediyor. Sartre, bu dünyada insan için determinizm’i reddetmiştir. İnsan varoluşta kendini yeniden ve sürekli var ettiği için “hiç tamamlanmamış” kalacaktır. Yani insan yaptıklarının değil, yapacaklarının toplamıdır. Böylece insanın, işte özümü oluşturdum, diyeceği hiçbir nihai noktası yoktur.

Eğer Orman’da bir ağaç devrilirse ve çıkardığı sesi duyacak kimse yoksa, ses varmıdır ? diye sorar Zen ve Entropik ilke …. Eğer sesi, biri tarafından duyulması ile tanımlıyorsak ses yoktur. Ama eğer ses insansa, vardır. Kimse duymayacak olsa da vardır. Burada ve Şimdi vardır…

Olasılık:  Gelelim işin eğlenceli kısmına… bu kadar mevzuatı bu bölüm için anlattım. Hangi felsefeden, hangi inançtan, hangi bilimsel metoddan bakacak olursanız olun. Bizim, Evrendeki varlığımızın yanında, Evren’de bizim olmadığımız koca bir sonsuzluk var…. İşte bu sonsuzluk bizim varlığımızın ne kadar narin, ne kadar rastlantısal, ve kadar olasılıksız olduğunu gösteriyor. Bunun üzerine Babanızın ömründe ürettiği 45 milyar spermden bir tanesi TAM olarak SİZ’siniz. Eğer 10 jenerasyon geriye gittiğinizde, size kadar gelen DNA kodlarının Siz olma olasılığı 6 üzeri 35 te 1 !! Eğer İnsanlığın başına gitmek isterseniz, keyfiniz bilir. Ben o kadar matematikle uğraşamayacağım…

Şimdi beraber düşünelim. Bu Evren’de “Var” olma olasılığımız aslında Yok!! ama gelin nefesinizi dinleyin, ellerinize bakın…. %100 buradasınız, ve ” VAR” sınız. Küçücük mavi bir gezegenin üzerinde, nefes alıp veren bir Akıl….
Bu düşünce nasıl bir insana neşe vermez, bugün , burada şu anda hayattasınız ve siz kendiniz, hergün, her saniye Kendinizi yaratıyorsunuz !!!! Bundan daha başka bir mucize beklemek Neden ? neden başka şeylerin olmasını bekliyorsunuz ? Varoluşunuzun Tadını çıkarın… çünkü siz imkansızı çoktan başardınız… 🙂

Kalın Sağlıcakla;

“And now I see the face of god, and I raise this god over the earth, this god whom men have sought since men came into being, this god who will grant them joy and peace and pride. This god, this one word: ‘I.'” | Anthem, Ayn Rand

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s