BİLİNMEYEN FİLOZOF Bölüm -1-

Leave a comment

Gerçek anlamda soruyorum bu soruyu. Siz Kimsiniz ? Kendinizi ne olarak tanımlıyorsunuz ? Akıllı bir varlık mı ? Duygusal bir varlık mı ? Yaratılmış bir varlık mı ? Kutsal bir varlık mı ? Kas ve Kemik yığını mı ? Sosyal bir varlık mı ? Dünya makinesinin bir dişlisi mi ? Yoksa hepsi birden mi ?…

Hemen cevap vermeyin ama..önce yazıyı okuyun. Belki biraz sıkıcı olabilir ! ama sonuna kadar okursanız, kendiniz hakkında birşeyler keşfedebilirsiniz. Bilim, bana herşeyden süphe etmeyi, hiç birşeyi kabullenmemeyi öğretti. Her zaman farklı bir bakış açısı vardır. O açıdan bakabilirseniz, bir şeyler keşfetme şansınız, ilerleme şansınız olur. Ben bugün, insan varlığına, az bilinen ve çoğunlukla lanetlenmiş, bir açıdan bakacağım.  İnsana, en bencil gözden ; kendi gözünden bakacağım..

Son filozof kabul edilen Sartre’ye göre hayat yaptığımız seçimlerdir. İnsan Varoluşunu yaptığı seçimlerle tanımlar. Bu bağlamda insan, özgür bir varlıktır. Hatta ” İnsan, özgürlüğe mahkum edilmiştir ! ” der. Bu özgürlükle, birlikte insanın üzerine varoluşun sorumluluğuda biner. Yaptığımız her eylem, dünyanın öbür ucunda, başka bir olayın nedeni olabilir. Kelebek etkisini hepimiz izledik değil mi ? 🙂
Sartre bu sorumluluğa, kendinden önceki filozoflar gibi teslimiyetçi, karanlık, depresif veya tam tanımıyla nihilist bir bakış açısıyla bakmaz. Eylemi ve amacı yüceltir. Sartre’nin varoluşçuluğu çabayı, çalışmayı ve ilerlemeyi yüceltir. Yazmak onun için, haber vermek demektir. Kimsenin sorumluluktan kaçmasını istemez…

Nazi Almanya’sına karşı, Fransa’nın Cezayir Savaşına karşı ve Dünya’nın pek çok yerinde ezilen insanlarla kurduğu empati, yazılarına yansımıştır. Sartre Marksisttir. Yıllarca Fransa Kominist Partisi için çalışmıştır. Marksizim’e bakışı, Varoluşçu Marksizim diye bir alt katagorinin doğmasına sebep olmuştur. Hayatı boyunca Fransa’daki, Dindar Burjuva kesimle savaşmıştır. 20. yy ‘ın Halk kahramanı ve en önemli filozofu olarak anılmıştır. 1980 yılında da ölmüştür.

Aynı dönemde, Dünya’nın öbür ucunda, Amerika kıtasında Sartre ile çağdaş başka bir filozof daha yetişmiştir. Tesadüf eseri 1905 yılında, Sartre ile aynı yılda St. Petersburg’da doğmuş olan Ayn Rand…
Rand, Bireyciliği, Objektivizmi ve en önemlisi Kapitalizm ‘i övdüğü için çoğunlukla entellektüeller ve işçi sınıfı tarafından düşman ilan edilmiştir. Oysa ki , Rand’ın kapitalizminin ve Serbest Piyasasının bugünün koşullarıyla en ufak bir ilgisi yoktur. Bütün felsefesini oturttuğu dayanak Sartre’ninkinden farklı değildir. İnsan Aklı, Bu akılla yaptığı seçimler, özgürlük ve en önemlisi mutluluğunun peşinde koşma özgürlüğüdür.
Rand, Bireyin kendini toplum için feda etmeyerek, aldığı tutumun sonuçlarının, sanılanın aksine insanlık için daha ileri bir seviye getireceğini savunmuştur. Rand için Organize dinler, insan aklına yapılmış, bir hakarettir. Aynı Sartre gibi Dinsel hurafelerle ve sömürülerle savaşmıştır.

Sartre ve Rand’ın varoluşa ve insana bakışı neredeyse, aynıdır. Rand’ın farkı, bu bakış açısının günlük hayata uygulanabilirliği göstermesidir. Aslında Rand, Varoluşçu felsefeyi entellektüel kesimin tekelinden çıkarıp, halkın hayatına sokmuştur.

İşin ironik yanı, Rand’ın patronları, işverenleri, oturduğu yerden para ile para kazananları savunduğu zannedilir. Rand çalışan, üretenlerin haklarını savunur. Solcuların EMEKÇİ demeyi sevdiği insanların, emeklerinin gasp edilmemesi için savunur. Evet, İnsan aklını savunur ama Akıllı insanın, akılsızdan üstün olduğunu söylemez. Çalışan insanın, parazitlerden üstün olduğunu savunur. Beyaz insanın, Siyahtan. Erkeğin, Kadından. Heteroseksüelin, Homoseksüelden üstün olduğunu savunmaz. Savunduğu şey İnsan ve onun Rasyonel Aklıdır.

Romanlarında Bu aklın yarattığı bireyci ve objektivist bir toplumda yaşamanın nasıl bir şey olacağını gösterir veya tam tersinin. Toplum portresini çizerken, kahramanlarını patronlardan ve işverenlerden yaratması, felsefesini anlamayan bugünün üç kağıtçı veya onun tağbiri ile Yağmacı Patronlarının, kendilerini haklı çıkarmak için, yine onun felsefesinden yararlanmasıdır. Bencilliğin Erdemi dediği kavramı, sömürü ve emek hırsızlığı için kullanan insanlar yüzünden, bugün pek çok insan Rand’ı okumaya bile tenezzül etmemektedir…

Rand’ın felsefesini daha iyi aktarabilmek için en iyi yol, yaşanmış olaylar veya senaryolardır. Çünkü Rand’ın felsefesi yaşam felsefesidir…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s