Güneşli Bir Gün

Leave a comment

Uzun zamandır beklediğim, hazırlandığım ama karşılaşınca kelimelerin birbirine dolandığı, soruyu sordu, Arda. 4,5 yaşındaki oğlum. ” Ölmek, ne demek Baba ? ” . Sanki alacağı cevabı biliyormuş gibi, sesinde endişeyle… Yüzüm kıpkırmızı oldu, kafamı toplamam için 10-15 sn. geçti. Geçiştirmemeliyim dedim kendi kendime. Okuduklarını hatırla…

Ölmek bir daha olmamak dedim. Hani, doğmadan önce sen yoktun. Biz, annenle isteyip yaptık seni. Öldükten sonra da olmayacağız. Hani, mevsimleri hatırla. İlkbaharda açan çiçekleri düşün. Yazın meyve oluşlarını. Sonbaharda dökülen yaprakları . Ve Kışın ölen doğayı. İnsanlarda böyle dedim. Doğar,büyür ve ölür. Bizde parçasıyız bu gezegenin.

“Peki, öldükten sonra bizde tekrar mı doğacağız ? ” dedi. Buna inanan insanlar var, dedim. Ama, kıştan sonra gelen ilkbaharda açan çiçekler aynı çiçekler değil. Senin de oğlun veya kızın olacak ilerde. Onların da çocukları olacak. Bugüne kadar olduğu gibi, hayat devam edecek. Tek fark, ölünce burada olmayacaksın.

” Ben ölmek istemiyorum.., korkuyorum ” diye ağlamaya başladı. Uzuncana sarıldım ona. Kimse ölmek istemez, dedim. Yaşamak çok güzel. Senin önünde daha çoook yıllar var. Hiç korkmana gerek yok, dedim. Hem, ölmek olmasaydı ; hayat bu kadar güzel olmazdı.Hani bazen , oyunun en tatlı yerinde seni okuldan alıyoruz. Bize kızıyorsun ya, dedim. Hep okulda kalsan çok sıkılırdın ama ! veya çikolatayı çok seviyorsun ya…hep çikolata yeseydin, bıkmazmıydın, dedim. Birşeyleri, tam anlamadığı için düşünmeye başladı.

İşte hayatta böyle dedim. Ölüm olduğu için bu kadar güzel. Hep yaşasaydık, bu güzelliği kalmazdı. Hiç büyümeseydik, herşey aynı kalsaydı, ne kadar sıkıcı olurdu. Bu fikir biraz kafasına yattı. ” Sen yaşlımısın BABA ? ” diye sordu sonra. Hayır, dedim. Benim de çok uzun yıllar var önümde. Beraber geçireceğimiz. Kaygıları biraz azaldı. Hayvanlardan bahsettik sonra, ağaçlardan…yavaş yavaş konu değişti. Tam anlamadı tabiki, daha sonraki günlerde bu soru tekrar gelecek…. 🙂

Büyümüş ARDA’ya

Bu yazıyı ne zaman okursun , bilemiyorum. Bugün , 09.11.2012 ve sen şu anda okulunda, mutlu mesut oynuyorsun. Ölüm konusu 4,5 yaşındaki bir çocuğa , kolay kolay açıklanamayacak bir konu. Bu yüzden beni bağışla, kaygılarını gidermek için ufak yalanlar söylemiş olabilirim. En azından toplumsal bir histeriye katılmana, neden olacak şeyler söylemedim. 🙂 . Senin hep hayatın tadını, sonuna kadar çıkaran bir birey olmanı istedim. Beraber çıkarmamız içinde, elimden geleni yapıyorum, inan.

Hayatın, artık senin de kavramış olduğun üzere, hiç bir zaman, garantisi yok. Ne zaman, kimin başına ne geleceği belli olmaz. İşte bu belirsizlik, hayatın tadını daha çok çıkarmamızı sağlayan şey. Sonlu olmamız, güneşli bir günde bir ormanda yada sahil kenarında, aldığımız nefesi paha biçilemez yapmakta. Fakat, aynı belirsizliğin seni amaçsızlığa sürüklemesine de, asla izin verme. Hayatta amacı olmayan insan, sonlu olmanın getirdiği keyiflere de varamaz. Varoluşunu her zaman bir armağan olarak gör. Ben senin varoluşunu hep öyle gördüm. 🙂

Seni çok seviyorum;

Sağlıcakla Kal;

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s