Ölüm

1 Comment

En sık tabiriyle bu “ İç Karartıcı” konuyu nerden çıkardın? diyenlere tavsiyem ya yazıyı sonuna kadar okumaları, ya da hiç başlamamaları. Ortasında bırakmak tatsız ayrılmanıza sebep olabilir benden söylemesi…:) Bu ilk paragrafı önsöz kabul edersek, Irvin Yalom ‘un güzel tasfiriyle buyurun Güneş’e bakmaya….

Kendi varlığını inkar eden tek tür olan insanoğlu, tarih boyunca ölüm korkusuyla baş edebilmek için neler denemiş neler…binbir çeşit din icad etmiş, oturmuş felsefe yapmış , uyuşturuculara sarılmış, tamamen inkar edip kendini işe,güce,kariyere,bilime…vs. adamış. Ama neyle uğraşırsa uğraşsın DNA’ sına kazınmış olan bu korkuyla başa çıkamamış. Aradaki istisnalardan bahsetmiyorum tabiî ki, çoğunluk için … başa çıkamamak demek diğer her şeyde olduğu gibi problemi geçiştirmek. Güneşe bakınca gözünü kaçırmak…ölüm düşüncesini aklından uzaklaştırmak.

Ama gelin görün ki İnsan Hayatları boyunca ölüm hep VAR olmuş. Ne kadar düşünülmemeye çalışılsa da sevdiklerimizin, en yakınlarımızın kaybı tokat gibi inmiş suratlarımıza. Tokatlar bir süreliğine Ölüme baktırmış bizi, kendi faniliğimizi görmemizi sağlamış ama hemen çevirmişiz başlarımızı…

Pekii , Ölümle uğraşmak, ölümü düşünmek bu kadar da kötümü ? Ölümü kabullenmenin, insanın içini rahatlatmanın bir kolayı yok mu ?

Evet var, hatta birkaç tane!!! Teolojik bakış açıları içinizi rahatlatmıyorsa, ( Ki sonsuz cennet olgusu kadar karşısında cehennemin varlığı insanı dehşete düşürebilir!!) , ilk olarak Epikür ’ le başlamak doğru olacaktır.

“ Ölüm varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok “

Döneminde Hedonist ( Keyif P.vengi 🙂 ) olarak yaftalanan Epikür’ün bu sözü görüşlerinin güzel bir özetidir. Biz hayattayken ölümün burada olmadığını, öldüğümüzde ise bizim olmayacağımız (hiçlik) için kaygı duymanın yersiz olduğunu belirtir. Epiküre göre doğumdan önceki durum ile ölümden sonraki durumda aynıdır. Günümüzde Epikür’ün bakış açısını anlatan bir benzetmeyi Richard Dawkins yapmıştır. “Zaman çizgisinde bir fenerle gezerken ışığın düştüğü yer hayatımızdır”….Hmmmm

Epikür’ün görüşünün , Doğu felsefesindeki karşılığını Zen Felsefesi sayılabilir. Zen Budizmi Hedonist gözüken Epikür’le taban tabana zıt gibi görünse de , ( Meditasyon, Dünyevi zevklerden arınma..vs) aslında Zen , sadece farkında olarak  , tam bir hayat yaşamayı ve sırf VAR olmaktan keyif almayı öğütler. Bu kavrayışa giden yoldaki süslemeler, Hayat ve Ölümü BASİT olarak algılayamamızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum…

Epikür ve Zen’i bir kenara bırakıp, konuyla ilgili Nietzsche’nin “Böyle buyurdu Zerdüşt” ünde bahsettiği şu fikre bir bakalım. Eğer aynı hayatı sonsuza dek, tekrar tekrar yaşayacak olsak bunu bize Tanrının bir lütfu mu ? yoksa şeytanın bir eziyeti olarak mı görürüz?… Nietzsche’nin  bu düşünceleri bize Ölüme kısa süreliğine bakma şansı verir. Ölüme hazırlanmak, hayatını iyi yaşamakla olur…Yandaki James Dean düsturu bu konuda yardımcı olabilir 🙂  ( Trafik kazasında öleceksen, Porsche’nin içinde Öl! 🙂 )…

Gladyatör filminden şu meşhur cümleyi hepimiz hatırlarız… “ What we do in life, echos in Eternity..” bu cümle ölüm karşısında “ Kelebek Etkisi” yaratmadır, biz ölsek de fikirlerimiz, yaptıklarımız çocuklarımızı ve gelecek bütün nesilleri etkiler..Çocuğunuzun yanağını hafif bir şekilde okşamanız bile, insan var oldukça yayılacak bir dalgalanmadır. Bu hareket onda şefkat duygusunu uyandıracak, oda ilerde çocuğuna veya başka birine şefkatli bir dokunuşta bulunacaktır…Elin tek bir hareketi suda yayılan dalgalar gibi şefkat duygusu yaymaya başlayacaktır..bu etkiyle Nietzsche’nin düşüncelerini birleştirirsek….Ölüme hazırlanmak için yaptıklarımızın etkilerini düşünmek, ve tekrar tekrar aynılarını yaparmıydık diye sormak güzel bir egzersiz olabilir. Ölüme en hafif giden hayat, potansiyelini yaşamış olan hayattır….

Son söz olarak sadece bir blog yazısının Ölüm gibi bir fenomenin karşısında durmasını beklemek biraz haksızlık olur. Bu yazıyı yazarken ki amacım bir şeyleri harekete geçirmek. Cesareti olan okuyuculara, bir kapı açmaktı…

Ölüme bakmak farkındalık getirir, farkındalığın ise bir bedeli vardır. Bu bedel bilincinin at gözlüklerini çıkaranlara ölüm karşısında endişe verir, ama ödülü bedelinden çok daha güzeldir. Ölümü görmek hayatı daha güzel, daha anlamlı ve anların daha çok tadını çıkararak yaşamayı sağlar…İşte Here and Now.. buradan gelir…

Kalın Sağlıcakla;

Kaynaklar ve Further Reading: Ölüm ve Zaman - Emmauel Levinas, Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek-Irvın Yalom,
Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu...- Daniel Klein, Thomas Cathert
Reklamlar

One thought on “Ölüm

  1. Konuyu çok güzel açıklamış ve birleştirmişsin Bertan’cığım, eline sağlık. Ama birşey var tanımlayamadığım, anlayamadığım adını ne koymalıyız bilmiyorum. Biz bu bilinçle yaşamaya çalıştık hayatımız boyunca zaten, hep güzel kalıcı birşeyler yapalım (elimizden geldiğince), yaptığımız işten zevk alalım, bir faydası olsun diye çabaladık. Böyle olunca, bu ani gidişlerin nedenlerini bir türlü bulamıyorum içimde, dışımda, hiçbir yerde..Acaba misyon mu tamamlanıyor diyorum ama bu sefer de hayatta amacını yitirmiş bir sürü insanın uzun yıllar yaşadığını görüyorum..Bu bilinmezlik zaten felsefeleri yaratıyor değil mi? Herkes ke
    ndine göre bir çıkış noktası bulmalı sanırım yoksa yaşam cehennem oluyor..Sevgiyle kal..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s